DİKKAT!

DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.
cinsel istismar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel istismar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2018 Pazartesi

10 Maddede Erkeklerin Cinsel İstismarı


  1. Her 4 erkekten en az bir tanesi yaşamları boyunca cinsel istismara maruz kalıyor.

  2. Erkekleri cinsel istismara maruz bırakanların çoğu eşcinsel erkekler değildir.

  3. Erkeklerin, cinsel istismar nedeniyle yaşayabileceği travmanın yoğunluğu bilinen bir gerçekliktir.

  4. Oğlan çocukları, en çok tanıdıkları kişiler tarafından cinsel istismara maruz bırakılıyor.

  5. Cinsel istismar, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimi belirlemez.

  6. Cinsel istismardan hayatta kalan erkeklerin çoğunluğu fail haline gelmez. 

  7. Hayatta kalan erkeklerin istismar sırasında cinsel uyarılma yaşaması, istismardan sorumlu oldukları anlamına gelmez, suçlu ve sorumlu olan her zaman faildir.

  8. Çocukken cinsel istismara maruz bırakılan erkeklerin, bunu açıklamaları çok uzun yıllar alabilir.

  9. Kadınlar cinsel istismarın hem hayatta kalanı, hem de faili olabilirler.

  10. Oğlanlar ve erkekler de, ticari amaçla cinsel sömürüye maruz bırakılabilir.


* Oğlan, Türkçe'de cinsiyeti erkek olan çocuk anlamına gelir.  

Kaynak: malesurvivor.org

7 Ocak 2018 Pazar

Çocukken Cinsel İstismara Maruz Bırakılmak ASLA Sizin Hatanız Olamaz

© 2009 Pandora’s Project  - Yazan: Katy
Çeviri: Alil, 2012

 

Çocuk istismarından hayatta kalanlar olarak, başkasının neden olduğu acılardan çoğu zaman kendimizi sorumlu tutarak büyüyoruz. 

 

Benim hatam olmadığını hiç ama hiç sorgulamadığımı biliyorum. İstismarın benim yaptığım ya da yapmadığım bir şey yüzünden olduğuna inanacak şekilde yetiştirildim ve bu bana göre dünyanın yuvarlak olması kadar gerçekti. Çocuklar olarak “yetişkinlerin her şeyi bildiğine” inandırılarak büyütülüyoruz. Dolayısıyla birisi sizin suçunuz olduğunu söylese (veya bir şekilde ima etse) nihayetinde inanırsınız. Bir şeyi çok uzun süre düşünürseniz, kurduğunuz cümlenin doğrululuğunu sorgulamazsınız bile. Suçlu olan benim, bitti.

Aksine bitmemiştir. Hayatın boyunca kendini suçlamak için yaptığın tüm varsayımların doğruluğunu sorgulayabildiğin noktaya geldiğinde, bu varsayımların hiçbir doğruluk içermediğini anlamaya başlıyorsun. Suçlu olduğuna dair ne kadar neden bulursan bul, daha yakından incelediğinde onların hiç biri savunulamaz - çünkü bir çocuk hiçbir zaman suçlanamaz.

18 Kasım 2016 Cuma

Bir Çocuk İstismar Edildiğini Açıklarsa Çocukla Nasıl İletişim Kurulmalıdır?

  1. Çocukla bire bir konuşmak için özel bir mekan bulun. Bu mekan, konuşmanızın kesilmeyeceğinden emin olacağınız bir yer olsun.
  2. Siz masanın arkasında çocuk da karşınızda sandalyede oturmasın. Onu sakinleştirmek için çocuğun yanına oturun.
  3. Çocuktan izin almadan ona dokunmayın. İzinsiz dokunmanız ona istismar olayını hatırlatabilir.
  4. Çocuğu açıklıkla ve sakince dinleyin. Çocuk sizinle istismarı paylaşırken tepkileriniz hayati önem taşımaktadır. Bu esnada duygularınızı, mimiklerinizi ve beden dilinizi kontrol edin. Çocuğun size anlatacakları ve muayene sonucu görecekleriniz sizi şok edebilir. Gördüklerinizi ve duyduklarınızı sakin karşılayabilmeniz çocuğu desteklemek için önemlidir. Çocuğu dinleyin ve kendisi için önemli olan konuları siz herhangi bir soru sormadan anlatmasına izin verin. Tüm ilginizi çocuğa verin. Bazen çocuğun sizinle sır olarak paylaşmak istediği şey bir istismar olmayabilir. Ebeveynlerin boşanma süreci, ilişki problemi ve veya farklı nedenlerden dolayı yaşadığı ruhsal zorluklar olabilir. Yönlendirici olmadan kendini rahat ifade etmesine izin vermek gerekir.
  5. Çocuğun dilinden konuşun: Çocuğun anlayamayacağı kelimeleri kullanmayın. Çocuğun yaşadıklarını paylaşırken kullandığı kelimeleri kullanın. Bu özellikle cinsel istismarla ilgili konuşmalarda çok önemlidir: Çocuğa anlaşıldığı duygusunu yaşatır.
  6. Çocuğu yaşadığı olayları anlatması için cesaretlendirin: Yaşadığı olayları anlatması için ona destek olun fakat vermek istemediği ayrıntılar için asla zorlamayın, baskı yapmayın ve yönlendirmeyin.
  7. Çocuk yaşadıklarını sizinle paylaşırken ona şunları söyleyin: “Sana inanıyorum”, “Bana söylediğine çok memnun oldum”, “Bu senin hatan değil”, “İstismar doğru bir şey değil”.
  8. Çocuğa açıklama yaparak mümkünse çocukla görüşmenizi kaydedin: Çocuğun anlattığı olayları ve kelimeleri yazın. Eğer bu çocuğu olumsuz etkileyecekse veya etkiliyorsa devam etmeyin.
  9. Çocuğu, yaşadığı istismarı paylaştığı için takdir edin. Eğer çocuk dolaylı bir şekilde istismardan söz ediyorsa (örneğin; birinin başına geldi gibi), çocuğu yaşadıklarını anlatması yönünde teşvik edin.
  10. İstismarı bildirmek için okul/kuruluş ya da yerel çocuk koruma kurumlarına/ yetkililere (rehber öğretmene) haber verin.
  11. Gizliliğe saygı gösterin: İstismar olayını okulda bu konuda sorumlu kişi dışında başka biriyle konuşmayın. Bunu böyle yapacağınızın bilgisini çocuğa da verin.

    ---
    Bu içerik, Mor Çatı'nın "Çocuk İhmalini ve İstismarını Önlemek Elimizde! Sessiz Kalma, Suça Ortak Olma!" broşüründen alınmıştır. Broşürün tamamını okumak için buraya tıklayın.

    10 Aralık 2015 Perşembe

    Tom'un Sırrı


    Mor Çatı gönüllülerinin çevirisini yaptığı Tom'un Sırrı, 19 Kasım Dünya Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Önleme Günü'nde yayınlandı. Hiçbir çocuğun maruz bırakıldığı cinsel istismarı, bir "sır" olarak taşımaması ümidiyle...

    28 Ağustos 2015 Cuma

    İşte benim hikayem

    Ben 29 yaşımdayım, bundan yaklaşık 19 sene önce başladı benim hikayem. Van'da oturuyorduk, o zamanlar babam emekli subaydı. Yan komşumuz vardı babamın arkadaşı ve devresi, onların bir oğlu vardı, liseye giden uzunca bir süre onun tacizlerine maruz kaldım. Sık sık onlara ziyarete gider, onlarda bize gelirdi, her ziyaret esnasında benimle oyun oynayacağını eğer kaybedersem pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkarmamı, bana bu şekilde ceza vereceğini söylerdi. Ben hep o oyunu kaybederdim. Arkamda o baskıyı hissettiğimde o yaşta anlamazdım bir şey. Yeri gelir bana zorla pornografik şeyler gösterir, yeri gelir zorla cinsel organına dokunmamı isterdi. Biz başka bir şehre taşınana kadar devam etti bu.

    Olanları tam olarak idrak edebilmem 13 yaşımda metroda tacize uğradığım zaman oldu, evet 13 yaşında bir erkek çocuğuna taciz etmekten çekinmeyen, o nefes alışlarını ve yüzünü asla unutamayacağım bir şerefsiz.

    Ortaokul ve lise dönemlerinde bu yaşadıklarımı parça parça hatırlardım hep, Düşünmemeye çalıştım ama olmadı insanları değişiyle ezik, gerizekalı, içine kapanık ve kimseyle konuşmayan biriydim.

    Yaşım yirmiyi geçtiğinde ise hafızam artık o eksik parçaları da tamamlamıştı. Çoğu şeyi hatırlıyordum artık, 8 sene uyuşturucu kullandım yaşadıklarım aklıma gelmemesi ve normal bir insan gibi davranabilmek için. İşe pek yaramazdı zaten.

    Uyuşturucuyu kendi irademle bıraktım, şu anda antidepresanlarla ayakta durmaya çalışıyorum ama çok çok zor oluyor artık.

    İşte benim hikayem. Hayatımda ilk defa yaşadıklarımı bu şekilde yazıyorum aslında yazmak istediğim sayfalarca şey var, iyi ki varsınız.

    31 Mayıs 2015 Pazar

    Benim "Kirli" Küçük Sırrım



    Bu video Ocak 2012'de Scott Johnson tarafından yayınlandı.

    Çocuklukta yaşadığı cinsel istismarı ve özellikle erkek hayatta kalanların açılmasının ne kadar zor olduğunu anlattığı, cinsel şiddetin görünür olmasına ön ayak olan, bu güçlendirici videoyu Türkçe altyazı ile tekrar yayınladık.

    Her yerde paylaşalım, sesimizi duyuralım.
     ---
    Çeviri: Özge

    13 Aralık 2014 Cumartesi

    Çocuklukta Yaşanan Cinsel İstismarın Eşcinselliğe / Biseksüelliğe Neden Olduğu İnanışındaki Problem

    © 2009 Pandora's Project, Katy  / Çeviri: İsmigül

    Bazı insanlar, eşcinsellik ya da biseksüelliğin, çocuklukta yaşanan cinsel istismar sonucu ortaya çıkan travmadan kaynaklandığına dair bir varsayıma sahiptirler.

    LGBT bireylerin çoğu, anlaşılır biçimde, konu cinsel yönelimlerini anlama çabasına geldiğinde, kaçınılmaz soru olan “neden?” veya daha özelinde “neden ben?” diye sorarlar. Ben, şahsen, birçok LGBT bireyin, cinsel yönelimlerinin geçmişte yaşadıkları cinsel istismarın direkt bir sonucu olup olmadığını sorguladıklarına tanık oldum. (Dimock, 1988)

    Bilimsel ve sosyal bilimler literatüründe, eşcinsellik için doğrudan bir neden tanımlama iddiasına sahip sayısız araştırmaya rastlamak mümkün. Düzenli olarak test edilen hipotezlerden biri, cinsel istismarın kendisinin, yetişkin eşcinselliğinin nedeni olup olamayacağı üzerine. Bu neticesiz bir araştırmadır; çünkü bazı araştırmalar (Macmillan, 1997; Tomeo et al, 2001; Holmes et al, 1998; Doll et al, 1992; Soukup, 1995; Shrier et al, 1988; Dickson; Finkelhor, 1984)çocuk cinsel istismarı (ÇCİ) ile eşcinsellik arasında direkt bir bağıntı bulurken, bazı başka araştırmalar (Ridley, 2003; Balsam et al 2005; Bell et al, 1981; Hammersmith, 1982; Peters & Cantrall, 1991; Slap, 1998), böyle bir bağıntının varlığını bilhassa reddederler. Açıkça görülen şu ki; bu konu hala belirsizliğini korumakta!

    16 Ekim 2014 Perşembe

    Benim hatam değildi!

    Masal

    7 ya da 8 yaşındayım, kardeşim 4 yaş küçüğüm bisiklette, lakin pedal çeviremiyor minicik o, itiyorum onu, yorulunca da yarasa gibi 3 tekerlekli bisikletin arkasına asılıyorum. Çok eğleniyorum. Bir çocuk, yaşıtım herhalde, komşunun oğlu... sürekli bizi itmek istiyor. Çok rahatsız olduğumu hatırlıyorum, eve gidip hemen o an ya da akşamı “pantolon giymek istiyorum” dediğimi ya da düşündüğümü bir de. Çünkü o çocuk eteğimin altına bakmak için itiyor, eğlenmek için değil. Buna eminim çünkü duyuyorum bu konuşmayı. Anlamsız ama kötü hislerim hatıramda.

    Büyüyorum derken... Yaşımı zorlasam da, kendimi hatırlamıyorum. Eve bir sürü 2.el karikatür dergiler gelmiş. Okudum hepsini kare kare, inceledim. Anlamlandıramadığım şeyler de vardı çıplaklık vs. Ve o gece ilk kabusumu gördüm. Bir kedi. Korkunç, kaypak, hain, pis bakışlı. Tırmalıyor yüzümü bedenimi. Çığlık çığlığa, ter içinde uyandım yada uyandırıldım. Korkumu unutmuyorum hala, hissediyorum, unutamıyorum. Dehşete düşmüştüm ve çaresizliğim, zavallılığım cabası. Okuduğum dergilere bağladım, çok sonraları hatırladım.

    6 Ekim 2014 Pazartesi

    Tecavüz ve Cinsel İstismardan Sonra Cinselliğini Yeniden Kazanmak

    © 2008 Pandora’s Aquarium, Ash / Çeviri: Özge

    Cinsel şiddet sonrası hayatta kalanların bir çoğu cinsellikte ve yakın ilişkide zorluklar yaşar. Nasıl doğal hissettiğinizi hatırlamanız önemli; çok travmatik bir şeyden sonra otomatik olarak iyileşmiş olmak zorunda hissetmemeliyiz. Tüm hayatta kalanlar farklı hızlarda iyileşir ve cinsel şifa süreci de buna dahil. İstediğiniz zaman cinsel şifa üzerine çalışmaya başlayabilseniz de, birçok insan şifanın diğer alanlarında ilerleme kaydedene kadar beklemeyi daha kolay bulur. Genellikle, altta yatan sorunları ele almanın cinsel şifa sürecinizde etkisi büyük olur. Kendinizi zorlamayın – Belli bir zaman çerçevesi yok, şifa bulmak için arzu duymak ve bu konuda çalışmaya istekli olmak çok önemli.

     

    Sağlıklı bir seks hayatını hakettiğinizi farkedin

    Kulağa oldukça basit geliyor, ama cinsel şiddet sonrası hayatta kalanlara ister istemez öyle gelmez. Bir çok hayatta kalan, tecavüze maruz bırakıldığı için seks yapmak istememesi gerektiğini hisseder. Kendisine karşı korkunç bir şekilde kullanılan şeylerden hoşlanmanın yanlış olduğunu hissedebilir. Tecavüzle seksi ayırmanın, seksi istemenin ve başlatmanın tamamen makul olduğunu kabullenmenin bir yolunu bulmak önemlidir.

    27 Eylül 2014 Cumartesi

    Sosyalleşme ve Sosyalleşmenin Cinsel İstismardan Hayatta Kalan Erkekler Üzerindeki Etkileri

    Bu yazı; bu blogu açan ve geliştiren dostumuz (Aligül) Ali'nin aramızdan ayrılmadan önce çevrilmesini istediği bir yazıydı. Ali, hayatta kalan erkeklerle ilgili yazıların ve çevirilerin çoğalmasını, böylelikle bu konunun görünür olmaya başlamasını, ifade alanı yaratmasını, politik mücadeleye dahil olmasını çok önemsiyordu. Ali'ye ve kolektif çeviride katkısı bulunan herkese çok teşekkürler.

    Jim Struve, LCSW, Psikoterapist 

    Pek çok insan: “Cinsel istismar erkekleri kadınlardan farklı mı etkiliyor?” sorusunu sormuştur. Araştırmalar ve klinik deneyimler, cinsel istismar ile birlikte gelen travma deneyiminin erkeklerde de kadınlarda da benzer olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, cinsel istismardan hayatta kalmış kadınlara yönelik oluşturulmuş travma dinamikleri literatürü erkekler için de kullanılabilir.

    Hayatta kalan erkekleri kadınlardan ayıran en önemli etkenlerden biri, insanların (hayatta kalan erkeğin kendisi de dahil) erkeklerin kurbanlaştırılmasına kadınların kurbanlaştırılmasından farklı tepkiler vermesi. Diğer bir deyişle, erkeklerin yaşadıkları cinsel istismarla başa çıkma yolları da; toplumun erkek istismarına verdiği tepki de, mağdurun kadın olduğu durumlardan belirgin ölçüde farklı.

    23 Eylül 2014 Salı

    "Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum"

    Ben asker çocuğuyum ve 9 yaşıma kadar babam hep doğuda görev yaptı. Benim dışımda 3 kız kardeşim var ve annem de çalışıyor. 5-6 yaşlarındayken annem çalıştığı, ablalarım okula, babam da işe gittiği için bana bakabilecek biri yoktu ve doğal olarak bakıcı tutuldu. Bakıcım 17-18 yaşlarında bir kızdı. -bu cümleyi yazabilmek için biraz beklemek zorunda kaldım- bana bakarken onun cinsel tacizine uğradım. Belki pedofili hastasıydı, belki sadece kötü biriydi bilmiyorum ama ben bana dokunuşlarını, öpüşlerini hala hatırlıyorum ve bu her seferinde kendimi öldürme isteğiyle dolmama sebep oluyor. Belki bundan ötürü bilemiyorum ama kız arkadaş edinemiyorum, sevgililerime tam anlamıyla güvenemiyorum, ailem dahil -en yakın arkadaşım hariç- hiç kimseye bir şey anlatamıyorum. Bu anlattıklarımı sadece 4 kişi biliyor ve hiçbiri ailemden değil. Bu kişilerden bir tanesi sevgilimdi ve bu durumu bildiği halde bana 'erkek arkadaşların çok fazla, kendine kız arkadaş edin' baskısı yapıp, beni anti-feminen olmakla suçladı. Bazen aileme anlatmak istiyorum ama "uyduruyorsun bu zamana kadar neden anlatmadın" gibi şeyler duymak istemiyorum. Bu arada şu an 19 yaşındayım ve hiç psikolojik tedavi görmedim, bunu 18 yaşıma kadar kimseye anlatamadım.

    Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum, herkese iyilik yapmaya, hayattan sürekli zevk almaya, her zaman gülümsemeye çalışıyorum. Psikolojik durumumun çok iyi olmadığını düşünüyorum ama bunu kendi kendime aşmaya çalışıyorum ve sanırım şu zamana kadar başardım. Başkalarının iğrençlikleri bizleri yıldırmamalı. :')

    9 Ağustos 2014 Cumartesi

    Psikolojik ve Psikiyatrik Tedavi Gören Cinsel İstismardan Hayatta Kalanlar İçin Çağrı

    Bu çağrı, uzun zamandır cinsel istismar ve ruh sağlığı uzmanlığı alanında bu sorunun ele alınması üzerine kafa patlatan bir kişi tarafından 27 Temmuz 2014 tarihinde Radikal’de yayımlanan Dr. Alper Hasanoğlu’nun “Borderline kadın…” adlı yazısının bardağı taşıran son damla olduğu düşünülerek kaleme alınmıştır.

    Bu yazı, ruh sağlığı alanının cinsel istismara uğrayan kişiler söz konusu olduğunda Türkiye’nin ne kadar tehlikeli sularda yüzdüğünü ortaya koyuyor. Dr. Hasanoğlu, yazısında borderline rahatsızlığı otoritesine dayanarak ve argümanına hiçbir kaynak göstermeden “kadınlarda daha yaygın olmasına” bağladıktan sonra “sağlıklı” erkekleri borderline bozukluğa sahip kadınları “keşfetmeye” ama kendileriyle “ciddi düşünmemeye” davet ediyor. Bu noktada, pişkince “Kimse kimseyi istismar etsin denmedi ki, bunun cinsel istismarla ne alakası var” diye sorulabilir? Bu soru, sorunu çarpıtmaktan başka işe yaramayacaktır, çünkü sorun cinsel istismara uğrama potansiyeli kadar cinsel istismara uğramış olmakla alakalıdır, kaldı ki danışanını arzu nesnesi olarak tasarlayıp kamuya açmak da kendi içinde bir cinsel istismardır. Cinsel istismarın, duygudurumu bozukluklarının çoğunda harekete geçirici bir rolü olduğu yadsınamaz. Bu yazı, çoğunluğunun cinsel istismarla bağlantılı travmalarını kendi içinde çözme gücünü kendinde bulamadığı için bir noktada kendini hayata daha sağlıklı biçimde adapte etmek üzere bir ruh sağlığı uzmanına başvuran kadının uzmanın gözünden nasıl göründüğünü ve yazarın yazısına gelen tepkilere gevrek gevrek “şakaydı canım” gibi bir cevap verebildiği düşünülürse, bu bakış açısına sahip bir uzmanı ruh sağlığı alanında denetleyecek bir üst yapının olmadığını, bu eril, heteroseksist, cinsiyetçi bakış açısının uzmanlar arasında serbestçe yüzdüğünü de ne yazık ki gösteriyor.

    4 Nisan 2014 Cuma

    Çocuğun Cinsel İstismarı: Büyükler Ne Yapabilir?

    Yazan ve Çizen: Zeynep

    Çocukları cinsel tacize uğramaktan korumak konusunda duyduklarımı bildiklerimi, aklıma gelenleri bir önceki yazıda yazmıştım. Burada da, böyle bir şey olursa nasıl davranmak gerekir konusunda hissettiklerimi, tanıklıklarımı, öğrendiklerimi yazacağım. Bizim çocuğumuz dâhil, oğlan çocukları dâhil, eğitimli ve zengin ailelerin çocukları dâhil bütün çocukların tacize uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak önemli (engelli çocuklar, özellikle zihinsel engeli olanlar daha çok risk altında). Paranoyak olmayalım ama bu ihtimali yok saymamak çocukları korumanın ilk adımı. O ihtimal gerçekleşirse, sizin yok saymamanız yine çocuğun en büyük destekçisi olacak.

    Cinsel tacize ve tecavüze uğrayan kimi çocuklar bunu anlamayacak, anlatamayacak kadar küçük (araştırmalarda çalışırken, 1 yaşında bir kız bebeğe, 1,5 yaşında bir oğlan bebeğe tecavüz edildiğini duymuştum, bu konularda çalışan uzmanlardan). Doktorların ve adli tıpçıların “somut” ifadesiyle “fiziksel bulgular”dan anlaşılıyor küçük çocukların yaşadıkları; kan gelmesinden, yaralanmalarından… Veya “ne oluyor bu çocuğa” diyorsunuz; birden içine kapanıyor, altını ıslatmaya başlıyor, erkekleri görünce ağlıyor, kaçıyor… Cinsellik hakkında, yaşıtlarının bildiğinden daha fazla, daha farklı şeyler bildiğini anlıyorsunuz… Acıtıcı bir saflığı var çocukların: mahallenin birinde görüştüğüm genç bir kız, komşunun kızının yaşadıklarını anlatmıştı. Küçük kız “anne popom acıyor” diyor. Annesi nedenini sorunca “… abi parmağını soktu” diyor. Anne dehşetle kızına iki elinin parmaklarını gösteriyor, “hangi parmağını soktu?” “Bunlar değil, başka”.

    7 Şubat 2014 Cuma

    Çocukları Tacizden Nasıl Koruruz?

    Ali için.*
    Yazan ve Çizen: Zeynep

    Uzmanı değilim. Bu yazıyı sıradan bir kadın ve anne olarak yazıyorum. Ama bu konularda çalışan uzmanlarla görüşmüşlüğüm var, çünkü kadına yönelik şiddet, namus algısı, çocuk istismarı gibi konulardaki sosyal araştırmalarda, sahada, görüşmeci olarak çalıştım.

    Çocuk istismarı ve çocuğun cinsel istismarı, ilk anda düşündüğümüzden, düşünmeye dayanabileceğimizden çok daha yaygın. Çocuk bedenlerinden ve/veya karşılıklı arzuya dayanmayan cinsel ilişkilerden haz alan insanlar her yerde var ve her zaman olacak. Bu insanların çok büyük bölümü erkek, ama kadınlar da var aralarında. Hem kız hem erkek çocuklar tacize uğruyorlar. Türkiye’de de, dünyada da, hayvanlara tecavüz etmek gayet yaygın ve bunu yapanlar insanlara da aynını yapıyor.

    Çocukları cinsel tacizden, tecavüzden, istismardan korumak istiyorsak önce bunları kabul ederek başlamak lazım. Uzunçorap’ta yayınlanan bir söyleşide Levent Kayaalp, iyi anne-baba olmak istiyorsanız rehberiniz kendi çocukluğunuz olsun diyordu. Aynen katılıyorum. Birçoğumuz cinsel istismar “mağduru” olmadığımızı düşünüyoruz ama çoğumuzun başından geçti bunlar. Unutmak istiyoruz. Bu şiddeti en ağır şekilde yaşamadıysak, gündelik zihnimizin çok uzağında tutabiliyoruz cinsel taciz konusunu. Ve anılarımızı. Ben bunları, namus cinayetleriyle ilgili bir saha araştırmasında çalışırken hatırladım, hepsi hortladılar. Pek ağır bir hikâye değil, okumaya devam edebilirsiniz:

    6 Ocak 2014 Pazartesi

    Yeniden merhaba!

    Uzun bir ara oldu.

    Acıları dönüştürmek bazen aylar, bazen yıllar alıyor.
    Bu ayrılığın nedenini bilenleriniz var, bilmeyenler için söyleyelim.
    Hayattayım blogunun kurucusu olan Ali yani Aligül, yol arkadaşımız, canımız, 26 Eylül 2013 günü maalesef kanserle mücadele ettiği 1 yılın sonunda aramızdan ayrıldı. Bu ayrılığın acısını içimizden atmamız, halleşmemiz hiç kolay olmasa da, biliyoruz ki Ali'yi heyecanlandıran, güçlendiren, dolu dolu gülmesini sağlayan şeylerden biriydi bu blog.

    Her ne kadar zor olsa da, kendi yaşadığı cinsel istismar ve şiddeti tüm açıklığıyla yazmaktan çekinmedi Ali, her konuda yüzleşmeyi çok önemsedi. Bu blog, hem kendisine, hem de yaşadığı cinsel istismar ve cinsel şiddetle mücadele eden, edemeyen, kimseyle konuşamayan, kendini suçlayan bir çok insan için şifa niyetineydi. Kendi hikayeleri ve çevirileriyle renklendirdi, çeşitlendirdi, kendine yardım etmekle kalmadı, dokunabildiği herkese enerjisini ulaştırdı.
     
    Öyleyse yeniden merhaba,
    Ali'nin direnişinden, aldığımız güçle artık daha iyi biliyoruz ki, birbirimize güç vermek için, her zaman fiziken hayatta olmak gerekmiyor, bir şeyler filizlendiği yerden büyümeye devam ediyorsa orada yaşam var demektir.
    Herbirimiz için "hayattayım" demek, yaşamı kucaklamak demek. "ben de varım" demek, hayatlarımızın, bizi baskılayan koşullara direniş olması demek.
    Öyleyse "hayattayım".
    Hayatta olmaya devam edeceğiz inatla.
    Siz de kendi hikayelerinizi yazarak, çizerek, veya çeviri yaparak bu blogun yaşamasına destek olmak isterseniz bize yazın.
    hayattayim.blog@gmail.com