DİKKAT!

DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Çocukken Cinsel İstismara Maruz Bırakılmak ASLA Sizin Hatanız Olamaz

© 2009 Pandora’s Project  - Yazan: Katy
Çeviri: Alil, 2012

 

Çocuk istismarından hayatta kalanlar olarak, başkasının neden olduğu acılardan çoğu zaman kendimizi sorumlu tutarak büyüyoruz. 

 

Benim hatam olmadığını hiç ama hiç sorgulamadığımı biliyorum. İstismarın benim yaptığım ya da yapmadığım bir şey yüzünden olduğuna inanacak şekilde yetiştirildim ve bu bana göre dünyanın yuvarlak olması kadar gerçekti. Çocuklar olarak “yetişkinlerin her şeyi bildiğine” inandırılarak büyütülüyoruz. Dolayısıyla birisi sizin suçunuz olduğunu söylese (veya bir şekilde ima etse) nihayetinde inanırsınız. Bir şeyi çok uzun süre düşünürseniz, kurduğunuz cümlenin doğrululuğunu sorgulamazsınız bile. Suçlu olan benim, bitti.

Aksine bitmemiştir. Hayatın boyunca kendini suçlamak için yaptığın tüm varsayımların doğruluğunu sorgulayabildiğin noktaya geldiğinde, bu varsayımların hiçbir doğruluk içermediğini anlamaya başlıyorsun. Suçlu olduğuna dair ne kadar neden bulursan bul, daha yakından incelediğinde onların hiç biri savunulamaz - çünkü bir çocuk hiçbir zaman suçlanamaz.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Çocukların Bedensel Söz Hakkı

Efsun Sertoğlu - Cinsel sağlık eğitmeni-danışmanı

    Bir yetişkin olarak çocuklarla ilişkilerimizde farklı farklı konumlarda bulunuyor olabiliriz: ebeveyn, bakım veren, öğretmen, psikolojik danışman, akraba, aile dostu, restoranda servis yapan garson, oyun parkındaki görevli, toplum merkezindeki gönüllü… Konumumuz her ne olursa olsun, doğdukları andan itibaren çocukların da tıpkı yetişkinler gibi saygı görmeyi hak ettiklerini bilmemiz önemlidir.

    Bu yazı; çocukların haklarını koruma sorumluluğuna sahip yetişkinler olarak, çocuk algımızı ve çocuklarla kurduğumuz ilişkileri sorgulayabilmemiz, yanlış davranışlarımızı değiştirmek üzere adımlar atabilmemiz için somut örnekleri ve önerileri içeriyor. Yazı boyunca; çocuklarla, ergenlerle, gençlerle, ebeveynlerle, eğitimcilerle ve psikolojik danışmanlarla yaptığım cinsel eğitim çalışmalarından gözlem ve deneyimlerimi de paylaşmaya çalıştım. Haydi başlayalım!

    Çocukların bedenlerinin kendilerine ait, özel ve değerli olduğunu kabul edin

    Çocukların bedenleri, dünyaya geldikleri ilk günden itibaren kendilerine ait, özel ve değerlidir. Belli bir yaşa gelene kadar bakımlarının ve ihtiyaçlarının yetişkinler tarafından karşılanması bu gerçeği değiştirmez. Yetişkinlerin sorumluluğu; (yaş dönemi ne olursa olsun) çocukların bedenlerine ve bedensel sınırlarına saygı göstermek, bedensel söz haklarını yok sayan davranışları durdurmaktır. İşte bu davranışlara birkaç örnek;

    • Onay almadan öpmek/sevmek,
    • Size ya da bir başkasına sarılması için ısrarcı olmak,
    • Öpmesi ya da sarılması karşılığında vaatlerde bulunmak, (“öpersen sana … alırım”)
    • Öpmediğinde ya da sarılmadığında araya mesafe koymak/küsmek,
    • Hoşlanmadıkları davranışları (lakap takma, gıdıklama, sıkıştırma, mıncıklama, el şakası…) devam ettirmek,
    • Giysilerini, iç çamaşırlarını ya da bezini kamusal alanlarda değiştirmek,
    • Özbakım sorumluluğunu üstlenebilecek yaşa geldiği halde tuvalet sonrası temizliğini yapmak, banyo yaptırmak gibi konularda ısrarcı olmak.

        10 Aralık 2015 Perşembe

        Tom'un Sırrı


        Mor Çatı gönüllülerinin çevirisini yaptığı Tom'un Sırrı, 19 Kasım Dünya Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Önleme Günü'nde yayınlandı. Hiçbir çocuğun maruz bırakıldığı cinsel istismarı, bir "sır" olarak taşımaması ümidiyle...

        8 Nisan 2012 Pazar

        Bu benim anne-oğul cinsel istismar hikâyem

        MaleSurvivor – İsmin vermeyen bir erkek


        Bu benim anne-oğul cinsel istismar[1] hikâyem. Dindar bir ailede, bir sürü sorunu olan bir ailede doğdum. Dışarıda başka, içeride başka bir şeydik. Aile içinde huzur yoktu. Babam on-sekiz yaşında kendini dine vermiş ama bunun içki ve sigarayı bırakmasında çok az bir etkisi olmuştu. Annem, iyi bilinen bir vaizin kızıydı, çok dindar bir aileden geliyordu ve çevresinin hayranlığını nasıl kabul edeceğini öğrenmişti. Babam kayınpederine hayrandı ve annemin hor gören yardımıyla, karısının babası gibi olmaya çalıştı ama pek başaramadı.