DİKKAT!

DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.
gücü kendinden yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gücü kendinden yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2017 Pazar

ÖZ YARDIM: Tetikleyicilerle başa çıkmak

Nurgül Öztürk - Psikolog




Öz-yardım; özellikle ruh sağlığımızı ilgilendiren konularda kendimize bakabilmenin, şifa bulmanın mümkün olduğunu; başkasına ihtiyaç duymadan da uygulayabileceğimiz bize iyi gelecek kişisel yöntemler bulunduğunu hatırlamamızı sağlayan, ruha iyi gelen bir kelime olarak düşünülebilir :)

Ruha iyi gelen kişisel yöntemler ve ihtiyacımız olan güçlendirici eylemler, her birimiz için çeşitlilik gösterebilir. Bu nedenle bir başkasından gelecek desteğe ve dayanışmaya ya da profesyonel bir yardıma duyduğumuz ihtiyaç kadar; biz de kendimize destek olabilir, kendimizi sevebilir ve ona iyi bakabiliriz. Hangi yöntemin bize iyi hissettirdiğini, şifa verdiğini deneyerek bulabilir; bunun yanında çeşitli kaynaklardaki önerilerden yararlanabiliriz. Toprakla ilgilenmek, yürüyüşe çıkmak, bir deniz kenarında avazımız çıktığı kadar bağırmak, müzik dinlemek, sakız çiğnemek, insana karışmak, yalnız kalmak.. ruhumuza iyi gelecek, bize şifa verebilecek sayısız eylemlerden bazıları olabilir. Bu yazının amacı ise; özellikle şiddetle ilgili konularda okuduğumuz metinlerden ya da gördüğümüz imajlardan olumsuz etkilendiğimiz ya da tetiklendiğimiz durumlarda; kendimiz için neler yapabileceğimize dair öneriler sunmak ve kendimize bu anlarda daha çok yardım edebilmenin yollarını açmak ;)

Ruhsal travmaya sebep olabilecek yaşantıların en bilinenleri arasında sevilen bir yakının kaybı, doğal afetler, savaş, işkence, ayrımcılığa maruz bırakılma, zorla yerinden edilme, cinsel istismar ve cinsel şiddet eylemleri vardır. Fakat unutmayalım ki travma kişisel bir deneyimdir; travmatik bir olay yaşayan her birey ruhsal travma geliştirmeyebilir. Bir kişide üstesinden gelmekte zorlandığı, duygusal hasar yaratan bir yaşantı; bir başka kişi için aynı yoğunlukta zorlayıcı olmayabilir. Ruhsal travmalar; yaşanan olayın gerçekleşme şekli ve duygusal ağırlığına bağlı olduğu kadar; kişinin bakış açısı, baş etme süreçleri, sahip olduğu dayanışma ağları ve çevresel koşullarla da ilgilidir.

2 Temmuz 2015 Perşembe

Yol devam ediyor..

Bir hayatta kalandan gelen, yalnız olmadığımızı bir kez daha derinden hissettiren bu güçlendirici e-postayı sizinle de paylaşmak istedik. 
---
Bu blogu açmanız çok harika bir şey olmuş. Kendimi bir nebze şanslı hissettim karşılaştığım için. Bunun için sizi çok tebrik etmek ve teşekkür etmek istiyorum. Kendi hikayemi de sizinle paylaşmak isterim. Ama biraz daha hazır olmalıyım sanırım.. ve galiba benimki epey ekstrem.

Biseksüelim. Sürekli psikoloji kitapları okuyorum. Onlardan birinde yazdığına gore, cinsel yönelimim bile bir nevrozdan kaynaklanıyor.. Böyle de kabul edebilirim, önemli değil.

Şu an 27 yaşındayım ve terapistimin söylediğine göre, bütün yaşamımdaki zorluklar işte bu travma ekseninde belirlenmiş. Hayatımın mücadelesini veriyorum, sadece panik atak ve depresyon hastası değilim, insan ilişkilerim ve güven duygum da kendimi bildim bileli çıkmazlardaydı. Uyuşturucu bağımlılığıyla geçen 8 yılın ardından direksiyondakinin ben olduğuma ve kimsenin dönüp özür dilemeyeceğine karar verdim, bir erkek tarafından 3 gün eve kapatılıp dövülünce.. Ama bu sefer esas mücadele başladı, kaçamadığım, halının altına süpüremediğim tüm şeylerle şimdi uğraşıyorum.

Hepimizin hayatları bir şekilde darmaduman olsa da direksiyondaki hala biziz. Yol devam ediyor, arka koltukta sonsuza dek bizimle olacak tonla kötü hatıra bile olsa, belki onları daha değişik görmeyi ve uzlaşmayı öğreniyoruz. Hayatta kaldığımız ve mücadeleye devam ettiğimiz için ve bu süreçte çok fazla şey öğrendiğimiz için bir gün belki şanslı bile hissedebiliriz, ben şu an emin değilim.

Çok teşekkür ederim Türkiye'ye böyle bir blog kazandırdığınız için.

Sevgiler.

7 Nisan 2014 Pazartesi

Zor Yazılar Serisi: Taciz

Ulaş

Sanırım 2005 yılıydı. Evet havalar da sıcaktı, mayıs ayıydı. O zaman okuldaki tiyatro çalışmalarına gidiyordum. Üniversitede ikinci öğretime gidiyordum. Okula başlayana kadar akşamları evden dışarı çıkmıyordum. Saat altı, akşam dışarda kalmak için son limitti. Okul başladıktan sonra uzunca bir süre eve tek başıma dönmeye alışamamıştım. Akşam sekiz dokuz bile bana çok geç geliyordu. Otobüs okulun içinden kalksa bile mahalleye geldiğimizde eve giden yolda tedirgin oluyordum. Bazı zamanlar koştuğumu hatırlıyorum.

O yıl ise daha rahattım ama gene de tedirgin oluyordum. Çok geç kalmamak için dokuz arabasına yetiştim. Dokuz buçukta indim otobüsten. Sokakta kimse yoktu. Çalıştırılmaya çalışılan bir araba sesi duydum. Tekrar tekrar deniyordu ama araba en son boğuldu. Ben de gayet hızlı devam ettim. Sonra arabadan biri indi ve rugan ayakkabının asfaltta çarpan sesiydi duyduğum. Hızlı hızlı yürümeye başladı.

1 Nisan 2014 Salı

Zor Yazılar Serisi: Yüzleşme

Ulaş

Bu sene tecavüz yazısını yazdıktan bir süre sonra, bir etkinlik vesilesiyle kalabalık bir şekilde Ankara’ya gittik. Ocak ayıydı sanırım. Gitmeden önceki günlerde çok kötü rüyalar görüyordum yine. Baya kötüydüm. Hem kafamda çok dönüyordu, hem de kendime zarar vermeye başlamıştım. Oraya giderken karşısına çıkıp konuşma gibi bir şey düşünmüyordum. Ayrıca o kadar zaman yaptığım yüzleşme planlarının arasında, yüz yüze gelmek gibi bir ihtimal de yoktu. Yani bire bir oturup yüz yüze konuşmayı hiç düşünmemiştim.
 
Ankara’ya kalabalık gittiğimizi özellikle yazdım. Ev arkadaşlarım da vardı ve yakın olduğum, güvendiğim başka arkadaşlar da vardı. Etkinlik günü Ankara’da o kişiyle de ortak eski arkadaşlarımla görüştüm. Ve onlarla konuşurken bir anda "yüz yüze konuşsam mı acaba?" diye düşündüm. Bu arada ortak arkadaşlarımızın hiç biri bu meseleyi bilmiyor. Onlardan numarasını aldım. En azından sesini duyarım, tavrını yoklarım diye düşündüm.
 
Sonra aradım. Çok şaşırdı, çok da sevindi. "Bu senin numaran mı?" dedi, "hayır" dedim. "Ben Ankara’dayım, seninle görüşmek istiyorum" dedim. Çok sevindi. "Kalacak yerin var mı?" diye de sordu. İş çıkış saatini söyledi. Konur'da bir kafede buluşmak üzere kapattık.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Zor yazılar serisinin ilki: Tecavüz


Geçen yıl kasım ayında bu yazının başını Ali'ye göndermiştim ve şubat ayında bana şu cevabıyla beraber yazıyı hatırlatmıştı. "Belki yakın zamanda bu yazıyı da tamamlarsın" Bu meseleyi en çok Ali'yle konuşurduk. Yazmanın, ifade etmenin ne kadar zor olduğunu ama zor olduğu kadar da önemli ve gerekli olduğunda hemfikirdik. Hayattayım blogunu da zaten bu amaçla açmıştı. Hayatta kalanların ortak paylaşımları için, dayanışma ve güçlenme için. Benim de peşinden koşacağım açtığım bir dava yok ne yazık ki. Ama teşhir etmenin ve kişinin kendini hazır hissettiğinde yazmasının başka insanlara da destek olacağına inanıyorum. Ben de hayatta kalan biriyim ve hepimizin hikayesi gibi bu da kıymetli. Ali'yle konuştuğumuz yazıyı bitirdim. Paylaşırken hala endişe etsem de artık zamanı geldi diyorum. 

Bu yazı http://cinsel-istismardan-hayatta-kaldim.blogspot.com/ için hazırlanmıştır. 

.......................

Ben... 2011 Mayıs ayının başında ya da sonunda. Tam tarihini hatırlamıyorum. Karıştırıyorum. Ankara’da. Çok yakınımda olan heteroseksüel natrans bir adam tarafından tecavüze uğradım.

25 Mart 2013 Pazartesi

Kısasa Kısas

Aligül

2011 sonbaharında,  ergenlikte yaşadığım cinsel istismarı hatırlatan, yüzleştiren geri dönüşle ilgili pek bir şey yazmamışım. Bırak yazmayı, o günleri tekrar hatırlamaya bile pek cesaretim olmadı. Nasıl başladı pek bilemiyorum. Cinsel arzu duyduğum bir arkadaşımın bazı jestleri, giyim tarzı bir yerden tanıdık gelmeye başladı. Arkasından da bir isim ve o isme ait resim geliyordu. Bir süre buna anlam veremedim. Ne zaman ki yetişkin bir erkeğin çocukken yaşadığı cinsel istismarla ilgili bir çeviri yaparken “beş yaşından sonra annem beni vücuduyla tanıştırdı” cümlesine rastladım,  isim ve ona ait resmi neden gördüğümün bağlantısını kurdum. Ergenliğin başında, kuzenim Yasemin’le aramda geçenlerin adını koyuvermiştim.

25 Şubat 2013 Pazartesi

İlk deneyim - "cinsellik mi?"

Sena
Bu yazı bir başlangıç, içimden bir nebze çıkması için yaşadıklarımın.
 
Bundan 14 yıl önce, 18 yaşındayken, bir erkekle bir yıldır süren bir ilişkim vardı. Henüz mastürbasyon da dahil, cinsellikle tanışmamıştım, bedenime dokunmamıştım o zamanlar. Erkek arkadaşıma karşı da cinsel arzu hissetmiyordum. Bazen birlikte yatıyorduk, bana dokunmasını ve onunla öpüşmeyi seviyordum. Üstümü çıkarıyordum fakat altımı çıkarmak istemiyordum. O da vajinama dokunma konusunda ısrarcı olmamıştı.

12 Ocak 2013 Cumartesi

Ben yaralandım, namusum değil!

Sohaila Abdulali*, 7 Ocak 2013

Bundan 32 yıl önce, 17 yaşında olduğum ve Bombay'da yaşadığım sıralarda bir grup adamın tecavüzüne uğradım ve ölümden döndüm. Üç yıl sonra tecavüz konusundaki sessizlik ve yanlış kanılara öfkelenip Hindistan'daki bir kadın dergisine, kendi ismimle, yaşadığım tecavüzü anlatan bir yazı yazdım. Yazı kadın hareketinde çok ses getirdi -tabii benim ailemde de- ve sonra sessizce unutuldu.

31 Ekim 2012 Çarşamba

Tecavüz Sonucu Bekâretinizi Kaybetmek

Tecavüze uğramak, her ne koşulda olursa olsun, travmatiktir. Tecavüze uğrayıp bekâretini kaybetmek ise, bu korkunç deneyimi daha da ızdıraplı hâle getirebilir. Bekaret, kişi için birçok açıdan değerli olabilir ve tecavüz sonucu kaybedilmesi bilhassa yıkıcı olabilir.

Kayıp
Bekareti kaybetmek, tarih boyunca birçok kültürde önemli görülmüştür ve bugünün toplumunda da önemli bir geçiş törenidir. Bekaretinizi kaybetmeyi seçmek, hayatınızda önemli bir olaydır ve batı toplumundaki birçok filmde, televizyon programlarında ve kitaplarda önemli bir yeri vardır. Eğer tecavüze uğrayıp bekaretinizi kaybettiyseniz, bu önemli seçimi yapma olanağı elinizden alınmıştır ve bu da büyük bir kayıptır.

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Oral Tecavüz Sonrası Hayatta Kalmak

© 2008 - Pandora's Aquarium

Cinsel şiddet, saldırı sırasında neler olduğundan bağımsız olarak iyileşmesi zor bir süreç ama oral tecavüz zaten zor olan bu süreci daha da karmaşıklaştırabiliyor.

Oral Tecavüz: Oral Seks Yapmaya Zorlanmak
-Jackie
Tecavüzün en zorlayıcı yanlarından biri bana tecavüz edene oral seks yapmaya zorlanmamdı. Vajinal tecavüzden farklı olarak, istismarın aktif katılımcısıymış gibi hissetmeyi kabullenmek zor olabiliyor. İstemediğimiz ve rızamıza dayanmayan bir eylem olmasına rağmen sahne hala gözümüzde canlanıyor. Bu katılım durumu çoğunlukla dayanılmaz bir utanç hissini de beraberinde getiriyor.

20 Temmuz 2012 Cuma

Hey kuzen, sana bir çift lafım var

Aligül

Pandoranın Açılan Saçılan Kutusu yazımda çocukken yaşadığım cinsel istismarlardan birinin nasıl hatırıma geldiğini anlatmıştım.  Bu anım bilincimin derinliklerinden kopup yüzeye çıkmıştı. Hikâyedeki birkaç detayı değiştirmiştim. Tabu bir şey ensest. Bununla büyüdük, kuzenine arzu duyamazsın. Kuzenime arzu duymamı kabul edememiştim. Bunu söylersem haksız konumuna düşmekten korktum. Kuzenime arzu duymuş olmam onun tacizini haklı kılmıyor. Bu yüzden bu anıyı orijinal haliyle tekrar yazmam gerekiyor.

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Toplu Tecavüz

© 2007 Pandora’nın Akvaryumu, Kristy
İngilizce orijinalinden okumak için tıklayınız.

Tüm saldırı biçimlerinden hayatta kalanların iyileşme süreçlerinde birçok benzerlik olsa da, yine de her biri, içinde kendi iyileşme yolunu taşır.

‘Toplu tecavüz’ terimi, iki veya daha fazla kişi tarafından işlenen cinsel saldırı için kullanılır. Toplu tecavüzden hayatta kalanlar için kayda değer bir literatür eksiği varsa da, bu yalnız olduğunuz anlamına gelmiyor. Toplu tecavüz hakkında yapılmış çeşitli araştırmalar ve istatistikler, aksine, toplu tecavüzün çok sık, her tür koşul altında ve her tür grup tarafından işlenen bir suç olduğunu gösteriyor.

3 Mayıs 2012 Perşembe

Kocaları veya erkek arkadaşları tarafından tecavüze uğrayan kadınlar için

Aphrodite Wounded - Pandys  © 2006  -kısaltılmış-

Birkaç iyi araştırma veya birkaç kitaptaki bazı kısa bölümler dışında, ilişki içi tecavüz hakkında bilgi, ilişki içi tecavüz eyleminin kendisi kadar yaygın değil. Cinsel yönden yakın olduğunuz biri tarafından yapılan tecavüz, genellikle “gerçek” tecavüz olarak görülmüyor. Toplum, tehlikeli bir şekilde, kısıtlı bir bakış açısına sahip: “gerçek” tecavüzün ara sokaklarda veya parklarda olduğunu, tecavüzcünün kafayı yemiş bir yabancı, hayatta kalanın da kusursuz bir isme sahip bir bakire olmak zorunda olduğunu zannediyor. Tüm bu yaklaşımlar, kadının, en basta gösterdiği rızayı, sonradan geri çekme hakkının olmadığı önermesi üzerine dayanır. 

Gri alan tecavüzü

© 2006 Pandora’nın Akvaryumu, Stephanie  

Toplumun geneli tarafından inanılan şey, “gerçek tecavüzler” ve bir de “gri alana” düşenler olduğudur. Gri alan tecavüzü; toplumun, tecavüzü, bir yabancı tarafından işlenen sert eylem olarak kurgulamasıyla doğdu. Bu tecavüz anlayışı, tecavüzü destekleyen mitler etrafında örüldü ve bu, hayatta kalanların yaşadıklarını hiç de yansıtmıyor.

28 Nisan 2012 Cumartesi

kent taç dis! (buna dokunamazsın!)

Aligül, 25 Ekim 2011

Son zamanlarda hem deneyimlerim hem de terapi kitabı beni “dokunmak” ve “dokunulmak” üzerine düşünmeye sevk etti. Kimlere dokunuyorum? Kimlerin bana dokunmasına izin veriyorum? Hangi hislerle dokunuyorum? Bir sürü soru geliyor aklıma. Dokunmak beş duyu organından biri olarak tanımlanıyor. Fil hafızası diye buna derler işte, nerden hatırladıysam! Trans olmak, kadınlardan hoşlanıyor olmam ve çocukluğumda yaşadığım birkaç travma bedenimle ve başka bedenlerle olan ilişkimi tamamen değiştirmiş. Tabii ki hep aynı kalmıyorum. Kimse kalmıyor, hepimiz bir değişimin devinimin içindeyiz. Benim hayatımda da toslayıp durduğum duvarlar alçalıyor, canımı acıtan olaylar etkilerini yitiriyorlar.

Utanmadan cinsel istismara uğradım diyebilmek

Aligül, 20 Ekim 2011

Bu senenin başında on yaşındayken uğradığım cinsel istismarın detaylarını anlatan bir yazı yazmış ve bloğuma koymuştum. Şimdi de bu yüzleşmeyi neden ve nasıl yaptığımdan bahsetmek istiyorum. Bu süreçler biraz sancılı oluyor ama aydınlık bir yere varıyor olması –ya da varma umudu- insanı iyi hissettiriyor. Biraz da hayatını ve cinselliğini geri alma ve mağdur ezikliğinden çıkma çabası.
 
Hayatımın uzunca bir bölümünü puslu bir havada geçirdim. Bazı cinsel istismar olaylarında olduğu gibi, mesele hatırlamamak değil, unutmaya çalışmaktı. Kendimin bir özelliğimi –mesela kadınlardan hoşlandığımı veya trans olduğumu- kabul edemediğim zamandaki gibi davranıyordum. Açığa çıkması gereken, beni rahatsız eden bir şey vardı. Diğerlerinden farkı bunu hatırlamak veya farkına varmak istemiyor oluşumdu.

Aftermath

Aligül, 22 Ocak 2010

Çocukken cinsel istismara uğradığım o yazı yıllarca unutmaya çalıştıktan sonra hatırlamak isteyince “hangi yılda oldu”, “kaç yaşındaydım” tam olarak hatırlayamadım. Dedektif gibi aklımda kalan anıların izini sürmek zorunda kaldım. O yaz’ı unutmayı başarmışım demek ki. Fakat bu başarı bir işe yaramadı. Bu olay en  beklenmedik yerlerde karşıma çıktı. “Lezbiyen miyim? Evet lezbiyenim. Bu yüzden mi? Hayır değil. O zaman devam.” (Lambdaistanbul'un Eşcinsel ve Biseksüellerin Sorunları kitabında sayılar konuşuyor.) Üç sene öncesi: “transım galiba bu yüzden mi? Hayır değil.” Bir süre bu sorularla nasıl baş edeceğimi bilemedim. 

Geçmişin kara bulutları

Aligül, 26 ocak 2010

Yıllar önce kendime lezbiyen olarak açıldığım zaman da önüme gelmiş ve beni rahatsız etmiş bir olay, trans erkek olarak açıldığımdan beri yine benzer şekilde hayatımı rahatsız ediyor.

On yaşlarındayken bir adamın cinsel istismarına uğradım. Ailemin adamın etrafımda dolaşmasına gösterdiği tepki ile bana karşı sert tavırları, onlara bu olaydan hiç bahsetmemem gerektiğini öğretti. Cinsel istismarın devam ettiği iki sene boyunca hem adamın psikolojik baskılarıyla hem de çevremdeki insanlar anlayacak korkusuyla mücadele ettim. Lezbiyen olarak –yani kadınlara âşık olduğumu- kabul ettiğimde, hem benim hem de açıldığım insanların sorduğu bir soru oldu: “bir erkek sana kötü davrandığı için mi lezbiyen oldun?” Şimdi de trans erkek olarak kendime ve başkalarına açıldığımdan beri, aynı soruyu kendime tekrar sorar buldum.
 

26 Nisan 2012 Perşembe

Erkek değil miyiz?

John Fowler - MaleSurvivor

“Cinsel istismara uğradım ve ben bir erkeğim!” cümlesini başka nasıl diyebilirsiniz ki! Kulağa basit geliyor değil mi? Yanlış! Eğer erkek cinsindenseniz, YAPMAMANIZ gereken tek şey, kabul etmektir. Damarlarından testosteron akıyor diye, erkeklerin sert olmak zorunda olması, toplumumuzun yanlış kanılarından biridir. Bu yüzden, her zaman yıkılmaz bir dayanıklılık duvarı sergilememiz bekleniyor.