DİKKAT!

DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.

26 Mart 2018 Pazartesi

10 Maddede Erkeklerin Cinsel İstismarı


  1. Her 4 erkekten en az bir tanesi yaşamları boyunca cinsel istismara maruz kalıyor.

  2. Erkekleri cinsel istismara maruz bırakanların çoğu eşcinsel erkekler değildir.

  3. Erkeklerin, cinsel istismar nedeniyle yaşayabileceği travmanın yoğunluğu bilinen bir gerçekliktir.

  4. Oğlan çocukları, en çok tanıdıkları kişiler tarafından cinsel istismara maruz bırakılıyor.

  5. Cinsel istismar, cinsiyet kimliğini ve cinsel yönelimi belirlemez.

  6. Cinsel istismardan hayatta kalan erkeklerin çoğunluğu fail haline gelmez. 

  7. Hayatta kalan erkeklerin istismar sırasında cinsel uyarılma yaşaması, istismardan sorumlu oldukları anlamına gelmez, suçlu ve sorumlu olan her zaman faildir.

  8. Çocukken cinsel istismara maruz bırakılan erkeklerin, bunu açıklamaları çok uzun yıllar alabilir.

  9. Kadınlar cinsel istismarın hem hayatta kalanı, hem de faili olabilirler.

  10. Oğlanlar ve erkekler de, ticari amaçla cinsel sömürüye maruz bırakılabilir.


* Oğlan, Türkçe'de cinsiyeti erkek olan çocuk anlamına gelir.  

Kaynak: malesurvivor.org

7 Ocak 2018 Pazar

Çocukken Cinsel İstismara Maruz Bırakılmak ASLA Sizin Hatanız Olamaz

© 2009 Pandora’s Project  - Yazan: Katy
Çeviri: Alil, 2012

 

Çocuk istismarından hayatta kalanlar olarak, başkasının neden olduğu acılardan çoğu zaman kendimizi sorumlu tutarak büyüyoruz. 

 

Benim hatam olmadığını hiç ama hiç sorgulamadığımı biliyorum. İstismarın benim yaptığım ya da yapmadığım bir şey yüzünden olduğuna inanacak şekilde yetiştirildim ve bu bana göre dünyanın yuvarlak olması kadar gerçekti. Çocuklar olarak “yetişkinlerin her şeyi bildiğine” inandırılarak büyütülüyoruz. Dolayısıyla birisi sizin suçunuz olduğunu söylese (veya bir şekilde ima etse) nihayetinde inanırsınız. Bir şeyi çok uzun süre düşünürseniz, kurduğunuz cümlenin doğrululuğunu sorgulamazsınız bile. Suçlu olan benim, bitti.

Aksine bitmemiştir. Hayatın boyunca kendini suçlamak için yaptığın tüm varsayımların doğruluğunu sorgulayabildiğin noktaya geldiğinde, bu varsayımların hiçbir doğruluk içermediğini anlamaya başlıyorsun. Suçlu olduğuna dair ne kadar neden bulursan bul, daha yakından incelediğinde onların hiç biri savunulamaz - çünkü bir çocuk hiçbir zaman suçlanamaz.

6 Eylül 2017 Çarşamba

Çocukların Bedensel Söz Hakkı

Efsun Sertoğlu - Cinsel sağlık eğitmeni-danışmanı

    Bir yetişkin olarak çocuklarla ilişkilerimizde farklı farklı konumlarda bulunuyor olabiliriz: ebeveyn, bakım veren, öğretmen, psikolojik danışman, akraba, aile dostu, restoranda servis yapan garson, oyun parkındaki görevli, toplum merkezindeki gönüllü… Konumumuz her ne olursa olsun, doğdukları andan itibaren çocukların da tıpkı yetişkinler gibi saygı görmeyi hak ettiklerini bilmemiz önemlidir.

    Bu yazı; çocukların haklarını koruma sorumluluğuna sahip yetişkinler olarak, çocuk algımızı ve çocuklarla kurduğumuz ilişkileri sorgulayabilmemiz, yanlış davranışlarımızı değiştirmek üzere adımlar atabilmemiz için somut örnekleri ve önerileri içeriyor. Yazı boyunca; çocuklarla, ergenlerle, gençlerle, ebeveynlerle, eğitimcilerle ve psikolojik danışmanlarla yaptığım cinsel eğitim çalışmalarından gözlem ve deneyimlerimi de paylaşmaya çalıştım. Haydi başlayalım!

    Çocukların bedenlerinin kendilerine ait, özel ve değerli olduğunu kabul edin

    Çocukların bedenleri, dünyaya geldikleri ilk günden itibaren kendilerine ait, özel ve değerlidir. Belli bir yaşa gelene kadar bakımlarının ve ihtiyaçlarının yetişkinler tarafından karşılanması bu gerçeği değiştirmez. Yetişkinlerin sorumluluğu; (yaş dönemi ne olursa olsun) çocukların bedenlerine ve bedensel sınırlarına saygı göstermek, bedensel söz haklarını yok sayan davranışları durdurmaktır. İşte bu davranışlara birkaç örnek;

    • Onay almadan öpmek/sevmek,
    • Size ya da bir başkasına sarılması için ısrarcı olmak,
    • Öpmesi ya da sarılması karşılığında vaatlerde bulunmak, (“öpersen sana … alırım”)
    • Öpmediğinde ya da sarılmadığında araya mesafe koymak/küsmek,
    • Hoşlanmadıkları davranışları (lakap takma, gıdıklama, sıkıştırma, mıncıklama, el şakası…) devam ettirmek,
    • Giysilerini, iç çamaşırlarını ya da bezini kamusal alanlarda değiştirmek,
    • Özbakım sorumluluğunu üstlenebilecek yaşa geldiği halde tuvalet sonrası temizliğini yapmak, banyo yaptırmak gibi konularda ısrarcı olmak.

        27 Ağustos 2017 Pazar

        ÖZ YARDIM: Tetikleyicilerle başa çıkmak

        Nurgül Öztürk - Psikolog




        Öz-yardım; özellikle ruh sağlığımızı ilgilendiren konularda kendimize bakabilmenin, şifa bulmanın mümkün olduğunu; başkasına ihtiyaç duymadan da uygulayabileceğimiz bize iyi gelecek kişisel yöntemler bulunduğunu hatırlamamızı sağlayan, ruha iyi gelen bir kelime olarak düşünülebilir :)

        Ruha iyi gelen kişisel yöntemler ve ihtiyacımız olan güçlendirici eylemler, her birimiz için çeşitlilik gösterebilir. Bu nedenle bir başkasından gelecek desteğe ve dayanışmaya ya da profesyonel bir yardıma duyduğumuz ihtiyaç kadar; biz de kendimize destek olabilir, kendimizi sevebilir ve ona iyi bakabiliriz. Hangi yöntemin bize iyi hissettirdiğini, şifa verdiğini deneyerek bulabilir; bunun yanında çeşitli kaynaklardaki önerilerden yararlanabiliriz. Toprakla ilgilenmek, yürüyüşe çıkmak, bir deniz kenarında avazımız çıktığı kadar bağırmak, müzik dinlemek, sakız çiğnemek, insana karışmak, yalnız kalmak.. ruhumuza iyi gelecek, bize şifa verebilecek sayısız eylemlerden bazıları olabilir. Bu yazının amacı ise; özellikle şiddetle ilgili konularda okuduğumuz metinlerden ya da gördüğümüz imajlardan olumsuz etkilendiğimiz ya da tetiklendiğimiz durumlarda; kendimiz için neler yapabileceğimize dair öneriler sunmak ve kendimize bu anlarda daha çok yardım edebilmenin yollarını açmak ;)

        Ruhsal travmaya sebep olabilecek yaşantıların en bilinenleri arasında sevilen bir yakının kaybı, doğal afetler, savaş, işkence, ayrımcılığa maruz bırakılma, zorla yerinden edilme, cinsel istismar ve cinsel şiddet eylemleri vardır. Fakat unutmayalım ki travma kişisel bir deneyimdir; travmatik bir olay yaşayan her birey ruhsal travma geliştirmeyebilir. Bir kişide üstesinden gelmekte zorlandığı, duygusal hasar yaratan bir yaşantı; bir başka kişi için aynı yoğunlukta zorlayıcı olmayabilir. Ruhsal travmalar; yaşanan olayın gerçekleşme şekli ve duygusal ağırlığına bağlı olduğu kadar; kişinin bakış açısı, baş etme süreçleri, sahip olduğu dayanışma ağları ve çevresel koşullarla da ilgilidir.

        18 Kasım 2016 Cuma

        Bir Çocuk İstismar Edildiğini Açıklarsa Çocukla Nasıl İletişim Kurulmalıdır?

        1. Çocukla bire bir konuşmak için özel bir mekan bulun. Bu mekan, konuşmanızın kesilmeyeceğinden emin olacağınız bir yer olsun.
        2. Siz masanın arkasında çocuk da karşınızda sandalyede oturmasın. Onu sakinleştirmek için çocuğun yanına oturun.
        3. Çocuktan izin almadan ona dokunmayın. İzinsiz dokunmanız ona istismar olayını hatırlatabilir.
        4. Çocuğu açıklıkla ve sakince dinleyin. Çocuk sizinle istismarı paylaşırken tepkileriniz hayati önem taşımaktadır. Bu esnada duygularınızı, mimiklerinizi ve beden dilinizi kontrol edin. Çocuğun size anlatacakları ve muayene sonucu görecekleriniz sizi şok edebilir. Gördüklerinizi ve duyduklarınızı sakin karşılayabilmeniz çocuğu desteklemek için önemlidir. Çocuğu dinleyin ve kendisi için önemli olan konuları siz herhangi bir soru sormadan anlatmasına izin verin. Tüm ilginizi çocuğa verin. Bazen çocuğun sizinle sır olarak paylaşmak istediği şey bir istismar olmayabilir. Ebeveynlerin boşanma süreci, ilişki problemi ve veya farklı nedenlerden dolayı yaşadığı ruhsal zorluklar olabilir. Yönlendirici olmadan kendini rahat ifade etmesine izin vermek gerekir.
        5. Çocuğun dilinden konuşun: Çocuğun anlayamayacağı kelimeleri kullanmayın. Çocuğun yaşadıklarını paylaşırken kullandığı kelimeleri kullanın. Bu özellikle cinsel istismarla ilgili konuşmalarda çok önemlidir: Çocuğa anlaşıldığı duygusunu yaşatır.
        6. Çocuğu yaşadığı olayları anlatması için cesaretlendirin: Yaşadığı olayları anlatması için ona destek olun fakat vermek istemediği ayrıntılar için asla zorlamayın, baskı yapmayın ve yönlendirmeyin.
        7. Çocuk yaşadıklarını sizinle paylaşırken ona şunları söyleyin: “Sana inanıyorum”, “Bana söylediğine çok memnun oldum”, “Bu senin hatan değil”, “İstismar doğru bir şey değil”.
        8. Çocuğa açıklama yaparak mümkünse çocukla görüşmenizi kaydedin: Çocuğun anlattığı olayları ve kelimeleri yazın. Eğer bu çocuğu olumsuz etkileyecekse veya etkiliyorsa devam etmeyin.
        9. Çocuğu, yaşadığı istismarı paylaştığı için takdir edin. Eğer çocuk dolaylı bir şekilde istismardan söz ediyorsa (örneğin; birinin başına geldi gibi), çocuğu yaşadıklarını anlatması yönünde teşvik edin.
        10. İstismarı bildirmek için okul/kuruluş ya da yerel çocuk koruma kurumlarına/ yetkililere (rehber öğretmene) haber verin.
        11. Gizliliğe saygı gösterin: İstismar olayını okulda bu konuda sorumlu kişi dışında başka biriyle konuşmayın. Bunu böyle yapacağınızın bilgisini çocuğa da verin.

          ---
          Bu içerik, Mor Çatı'nın "Çocuk İhmalini ve İstismarını Önlemek Elimizde! Sessiz Kalma, Suça Ortak Olma!" broşüründen alınmıştır. Broşürün tamamını okumak için buraya tıklayın.

          13 Ekim 2016 Perşembe

          Çocuğa yönelik istismar ve ihmal

          Bir çocuğun/gencin istismara maruz kaldığına tanık olmuş ya da duymuşsanız kesinlikle bunu ciddiye almanız gerekir.

          İstismar sözcüğü “iyi niyeti kötüye kullanma, sömürü” anlamına gelir. İstismar aile ya da yakın ilişkilerde sıklıkla ortaya çıkabilen bir şiddet türüdür. Çocuklar başta ebeveynleri olmak üzere, kendilerine bakmakla yükümlü kimseler veya diğer yetişkinler tarafından fiziksel, duygusal, zihinsel ya da cinsel gelişimlerini engelleyen, beden ya da ruh sağlıklarına zarar veren, kaza sonucu olmayan durumlarla karşı karşıya kalabilirler. Bir çocuğun/gencin istismara maruz kaldığına tanık olmuş ya da duymuşsanız kesinlikle bunu ciddiye almanız gerekir. Bu istismarın tekrarlanmaması için çocuğun korunmasına yönelik önlemler alınmalıdır.

          Çocuklara yönelik bir başka kötü muamele biçimi ise ihmaldir. İhmal ebeveyn ya da çocuğu korumak ve bakmakla yükümlü diğer kişilerin temel ihtiyaçlarını temin etme konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmemesidir. Temel ihtiyaçlar arasında yiyecek, barınma, tıbbi bakım, eğitim, duygusal özen ve ilgi yer alır.

          10 Aralık 2015 Perşembe

          Tom'un Sırrı


          Mor Çatı gönüllülerinin çevirisini yaptığı Tom'un Sırrı, 19 Kasım Dünya Çocuğa Yönelik Cinsel İstismarı Önleme Günü'nde yayınlandı. Hiçbir çocuğun maruz bırakıldığı cinsel istismarı, bir "sır" olarak taşımaması ümidiyle...

          28 Ağustos 2015 Cuma

          İşte benim hikayem

          Ben 29 yaşımdayım, bundan yaklaşık 19 sene önce başladı benim hikayem. Van'da oturuyorduk, o zamanlar babam emekli subaydı. Yan komşumuz vardı babamın arkadaşı ve devresi, onların bir oğlu vardı, liseye giden uzunca bir süre onun tacizlerine maruz kaldım. Sık sık onlara ziyarete gider, onlarda bize gelirdi, her ziyaret esnasında benimle oyun oynayacağını eğer kaybedersem pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkarmamı, bana bu şekilde ceza vereceğini söylerdi. Ben hep o oyunu kaybederdim. Arkamda o baskıyı hissettiğimde o yaşta anlamazdım bir şey. Yeri gelir bana zorla pornografik şeyler gösterir, yeri gelir zorla cinsel organına dokunmamı isterdi. Biz başka bir şehre taşınana kadar devam etti bu.

          Olanları tam olarak idrak edebilmem 13 yaşımda metroda tacize uğradığım zaman oldu, evet 13 yaşında bir erkek çocuğuna taciz etmekten çekinmeyen, o nefes alışlarını ve yüzünü asla unutamayacağım bir şerefsiz.

          Ortaokul ve lise dönemlerinde bu yaşadıklarımı parça parça hatırlardım hep, Düşünmemeye çalıştım ama olmadı insanları değişiyle ezik, gerizekalı, içine kapanık ve kimseyle konuşmayan biriydim.

          Yaşım yirmiyi geçtiğinde ise hafızam artık o eksik parçaları da tamamlamıştı. Çoğu şeyi hatırlıyordum artık, 8 sene uyuşturucu kullandım yaşadıklarım aklıma gelmemesi ve normal bir insan gibi davranabilmek için. İşe pek yaramazdı zaten.

          Uyuşturucuyu kendi irademle bıraktım, şu anda antidepresanlarla ayakta durmaya çalışıyorum ama çok çok zor oluyor artık.

          İşte benim hikayem. Hayatımda ilk defa yaşadıklarımı bu şekilde yazıyorum aslında yazmak istediğim sayfalarca şey var, iyi ki varsınız.

          2 Temmuz 2015 Perşembe

          Yol devam ediyor..

          Bir hayatta kalandan gelen, yalnız olmadığımızı bir kez daha derinden hissettiren bu güçlendirici e-postayı sizinle de paylaşmak istedik. 
          ---
          Bu blogu açmanız çok harika bir şey olmuş. Kendimi bir nebze şanslı hissettim karşılaştığım için. Bunun için sizi çok tebrik etmek ve teşekkür etmek istiyorum. Kendi hikayemi de sizinle paylaşmak isterim. Ama biraz daha hazır olmalıyım sanırım.. ve galiba benimki epey ekstrem.

          Biseksüelim. Sürekli psikoloji kitapları okuyorum. Onlardan birinde yazdığına gore, cinsel yönelimim bile bir nevrozdan kaynaklanıyor.. Böyle de kabul edebilirim, önemli değil.

          Şu an 27 yaşındayım ve terapistimin söylediğine göre, bütün yaşamımdaki zorluklar işte bu travma ekseninde belirlenmiş. Hayatımın mücadelesini veriyorum, sadece panik atak ve depresyon hastası değilim, insan ilişkilerim ve güven duygum da kendimi bildim bileli çıkmazlardaydı. Uyuşturucu bağımlılığıyla geçen 8 yılın ardından direksiyondakinin ben olduğuma ve kimsenin dönüp özür dilemeyeceğine karar verdim, bir erkek tarafından 3 gün eve kapatılıp dövülünce.. Ama bu sefer esas mücadele başladı, kaçamadığım, halının altına süpüremediğim tüm şeylerle şimdi uğraşıyorum.

          Hepimizin hayatları bir şekilde darmaduman olsa da direksiyondaki hala biziz. Yol devam ediyor, arka koltukta sonsuza dek bizimle olacak tonla kötü hatıra bile olsa, belki onları daha değişik görmeyi ve uzlaşmayı öğreniyoruz. Hayatta kaldığımız ve mücadeleye devam ettiğimiz için ve bu süreçte çok fazla şey öğrendiğimiz için bir gün belki şanslı bile hissedebiliriz, ben şu an emin değilim.

          Çok teşekkür ederim Türkiye'ye böyle bir blog kazandırdığınız için.

          Sevgiler.

          31 Mayıs 2015 Pazar

          Benim "Kirli" Küçük Sırrım



          Bu video Ocak 2012'de Scott Johnson tarafından yayınlandı.

          Çocuklukta yaşadığı cinsel istismarı ve özellikle erkek hayatta kalanların açılmasının ne kadar zor olduğunu anlattığı, cinsel şiddetin görünür olmasına ön ayak olan, bu güçlendirici videoyu Türkçe altyazı ile tekrar yayınladık.

          Her yerde paylaşalım, sesimizi duyuralım.
           ---
          Çeviri: Özge

          13 Aralık 2014 Cumartesi

          Çocuklukta Yaşanan Cinsel İstismarın Eşcinselliğe / Biseksüelliğe Neden Olduğu İnanışındaki Problem

          © 2009 Pandora's Project, Katy  / Çeviri: İsmigül

          Bazı insanlar, eşcinsellik ya da biseksüelliğin, çocuklukta yaşanan cinsel istismar sonucu ortaya çıkan travmadan kaynaklandığına dair bir varsayıma sahiptirler.

          LGBT bireylerin çoğu, anlaşılır biçimde, konu cinsel yönelimlerini anlama çabasına geldiğinde, kaçınılmaz soru olan “neden?” veya daha özelinde “neden ben?” diye sorarlar. Ben, şahsen, birçok LGBT bireyin, cinsel yönelimlerinin geçmişte yaşadıkları cinsel istismarın direkt bir sonucu olup olmadığını sorguladıklarına tanık oldum. (Dimock, 1988)

          Bilimsel ve sosyal bilimler literatüründe, eşcinsellik için doğrudan bir neden tanımlama iddiasına sahip sayısız araştırmaya rastlamak mümkün. Düzenli olarak test edilen hipotezlerden biri, cinsel istismarın kendisinin, yetişkin eşcinselliğinin nedeni olup olamayacağı üzerine. Bu neticesiz bir araştırmadır; çünkü bazı araştırmalar (Macmillan, 1997; Tomeo et al, 2001; Holmes et al, 1998; Doll et al, 1992; Soukup, 1995; Shrier et al, 1988; Dickson; Finkelhor, 1984)çocuk cinsel istismarı (ÇCİ) ile eşcinsellik arasında direkt bir bağıntı bulurken, bazı başka araştırmalar (Ridley, 2003; Balsam et al 2005; Bell et al, 1981; Hammersmith, 1982; Peters & Cantrall, 1991; Slap, 1998), böyle bir bağıntının varlığını bilhassa reddederler. Açıkça görülen şu ki; bu konu hala belirsizliğini korumakta!

          16 Ekim 2014 Perşembe

          Benim hatam değildi!

          Masal

          7 ya da 8 yaşındayım, kardeşim 4 yaş küçüğüm bisiklette, lakin pedal çeviremiyor minicik o, itiyorum onu, yorulunca da yarasa gibi 3 tekerlekli bisikletin arkasına asılıyorum. Çok eğleniyorum. Bir çocuk, yaşıtım herhalde, komşunun oğlu... sürekli bizi itmek istiyor. Çok rahatsız olduğumu hatırlıyorum, eve gidip hemen o an ya da akşamı “pantolon giymek istiyorum” dediğimi ya da düşündüğümü bir de. Çünkü o çocuk eteğimin altına bakmak için itiyor, eğlenmek için değil. Buna eminim çünkü duyuyorum bu konuşmayı. Anlamsız ama kötü hislerim hatıramda.

          Büyüyorum derken... Yaşımı zorlasam da, kendimi hatırlamıyorum. Eve bir sürü 2.el karikatür dergiler gelmiş. Okudum hepsini kare kare, inceledim. Anlamlandıramadığım şeyler de vardı çıplaklık vs. Ve o gece ilk kabusumu gördüm. Bir kedi. Korkunç, kaypak, hain, pis bakışlı. Tırmalıyor yüzümü bedenimi. Çığlık çığlığa, ter içinde uyandım yada uyandırıldım. Korkumu unutmuyorum hala, hissediyorum, unutamıyorum. Dehşete düşmüştüm ve çaresizliğim, zavallılığım cabası. Okuduğum dergilere bağladım, çok sonraları hatırladım.

          6 Ekim 2014 Pazartesi

          Tecavüz ve Cinsel İstismardan Sonra Cinselliğini Yeniden Kazanmak

          © 2008 Pandora’s Aquarium, Ash / Çeviri: Özge

          Cinsel şiddet sonrası hayatta kalanların bir çoğu cinsellikte ve yakın ilişkide zorluklar yaşar. Nasıl doğal hissettiğinizi hatırlamanız önemli; çok travmatik bir şeyden sonra otomatik olarak iyileşmiş olmak zorunda hissetmemeliyiz. Tüm hayatta kalanlar farklı hızlarda iyileşir ve cinsel şifa süreci de buna dahil. İstediğiniz zaman cinsel şifa üzerine çalışmaya başlayabilseniz de, birçok insan şifanın diğer alanlarında ilerleme kaydedene kadar beklemeyi daha kolay bulur. Genellikle, altta yatan sorunları ele almanın cinsel şifa sürecinizde etkisi büyük olur. Kendinizi zorlamayın – Belli bir zaman çerçevesi yok, şifa bulmak için arzu duymak ve bu konuda çalışmaya istekli olmak çok önemli.

           

          Sağlıklı bir seks hayatını hakettiğinizi farkedin

          Kulağa oldukça basit geliyor, ama cinsel şiddet sonrası hayatta kalanlara ister istemez öyle gelmez. Bir çok hayatta kalan, tecavüze maruz bırakıldığı için seks yapmak istememesi gerektiğini hisseder. Kendisine karşı korkunç bir şekilde kullanılan şeylerden hoşlanmanın yanlış olduğunu hissedebilir. Tecavüzle seksi ayırmanın, seksi istemenin ve başlatmanın tamamen makul olduğunu kabullenmenin bir yolunu bulmak önemlidir.

          30 Eylül 2014 Salı

          Nasıl kabullendim?

          Mahir
           
          Uzun bir zaman ne yaşadığımı anlamakta zorlandım. (2 ay) Yaşadığım şey bir taciz miydi? Kendime hep bu soruyu sordum, sordukça kriz geçiriyordum, geçirince de kendime şifa olsun diye başka konular aklıma getiriyordum.

          SFK'da tecavüz tartışılıyordu. Bir trans erkek olarak kadın etkinliklerinde bulunmak konusunda kafam karışıktı o dönem. O zaman öğrendim rıza olan olayların da tacizden tecavüzden sayılabileceğini. Bunu düşününce krizim geldi, mekandan çıktım. İstiklalde bir yere oturdum, düşüncelere daldım.

          Olay üzerinden 2 ay geçtikten sonra üniversitemin kampüsündeki manzarada otururken evet bu bir taciz dedim. Bir insana vajinal ilişkiyi öğretmeye çalışmak hem de bunu vajinal ilişkiyi kadınlığını reddettiği için reddeden ve bunu dile getiren bir trans erkeğe yapmaya çalışmak kişinin kişisel alanına saldırıydı ve bir tacizdi. İşin bir de fiziksel boyutu vardı, beni vajinal ilişkiye ikna etmeye çalışırken, beni okşarken bilerek vajinama ellememesini söylememe rağmen vajinama ellediğinde dilinden düşürmediği ''vajinismus'' kelimesini kullanarak ''vajinismus oldun'' demesi, benim sıçrayarak bağırdıktan sonra ertesi gün ''dün gece çok abartılı tepki verdin'' diyerek beni haşlaması fiziksel boyutlarından bir tanesiydi. Evet, 1 hafta boyunca vajinam sızlamıştı. Velev ki vajinismus, ne olacak? Vajinismusu doğal bir özellik olmaktan çıkarıp onu ''düzeltilmesi'' gereken bir hastalık olarak görmenin kendisi erkek egemen sistemin sonucudur. Bazı insanlar vajinal ilişkiye girmezler, çok mu anormal? O adamı çok sevdiğim için bu konuyu kapatmıştım.

          27 Eylül 2014 Cumartesi

          Sosyalleşme ve Sosyalleşmenin Cinsel İstismardan Hayatta Kalan Erkekler Üzerindeki Etkileri

          Bu yazı; bu blogu açan ve geliştiren dostumuz (Aligül) Ali'nin aramızdan ayrılmadan önce çevrilmesini istediği bir yazıydı. Ali, hayatta kalan erkeklerle ilgili yazıların ve çevirilerin çoğalmasını, böylelikle bu konunun görünür olmaya başlamasını, ifade alanı yaratmasını, politik mücadeleye dahil olmasını çok önemsiyordu. Ali'ye ve kolektif çeviride katkısı bulunan herkese çok teşekkürler.

          Jim Struve, LCSW, Psikoterapist 

          Pek çok insan: “Cinsel istismar erkekleri kadınlardan farklı mı etkiliyor?” sorusunu sormuştur. Araştırmalar ve klinik deneyimler, cinsel istismar ile birlikte gelen travma deneyiminin erkeklerde de kadınlarda da benzer olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, cinsel istismardan hayatta kalmış kadınlara yönelik oluşturulmuş travma dinamikleri literatürü erkekler için de kullanılabilir.

          Hayatta kalan erkekleri kadınlardan ayıran en önemli etkenlerden biri, insanların (hayatta kalan erkeğin kendisi de dahil) erkeklerin kurbanlaştırılmasına kadınların kurbanlaştırılmasından farklı tepkiler vermesi. Diğer bir deyişle, erkeklerin yaşadıkları cinsel istismarla başa çıkma yolları da; toplumun erkek istismarına verdiği tepki de, mağdurun kadın olduğu durumlardan belirgin ölçüde farklı.

          26 Eylül 2014 Cuma

          Yalnız değiliz hiçbirimiz.. İyi ki..

          Eksik kalan yanımı tamamladınız sanki.

          Benim yaşadıklarımı kimsenin yaşamasını istemezdim tabi ama inceleyince blogu bir tuhaf oldum, içim acıdı, size sımsıkı sarılmak istedim.

          Gitmek beni iyileştirdi, hep gittim ve gitmeye devam ediyorum. Siz kimsiniz bilmiyorum ama gittiğim için kötü hissettim ilk defa kendimi, keske sizi bulsaydım yanınızda olsaydım. Benim için gitmek iyice zorlaştı şimdi ..

          Çok uzakta olacak olsam da, hep sizinleyim ben.. Yalnız değiliz hiçbirimiz.

          Ne diyeceğimi bilemiyorum, iyi ki var bu blog iyi ki...

          - Erkek Bir Hayatta Kalan

          23 Eylül 2014 Salı

          "Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum"

          Ben asker çocuğuyum ve 9 yaşıma kadar babam hep doğuda görev yaptı. Benim dışımda 3 kız kardeşim var ve annem de çalışıyor. 5-6 yaşlarındayken annem çalıştığı, ablalarım okula, babam da işe gittiği için bana bakabilecek biri yoktu ve doğal olarak bakıcı tutuldu. Bakıcım 17-18 yaşlarında bir kızdı. -bu cümleyi yazabilmek için biraz beklemek zorunda kaldım- bana bakarken onun cinsel tacizine uğradım. Belki pedofili hastasıydı, belki sadece kötü biriydi bilmiyorum ama ben bana dokunuşlarını, öpüşlerini hala hatırlıyorum ve bu her seferinde kendimi öldürme isteğiyle dolmama sebep oluyor. Belki bundan ötürü bilemiyorum ama kız arkadaş edinemiyorum, sevgililerime tam anlamıyla güvenemiyorum, ailem dahil -en yakın arkadaşım hariç- hiç kimseye bir şey anlatamıyorum. Bu anlattıklarımı sadece 4 kişi biliyor ve hiçbiri ailemden değil. Bu kişilerden bir tanesi sevgilimdi ve bu durumu bildiği halde bana 'erkek arkadaşların çok fazla, kendine kız arkadaş edin' baskısı yapıp, beni anti-feminen olmakla suçladı. Bazen aileme anlatmak istiyorum ama "uyduruyorsun bu zamana kadar neden anlatmadın" gibi şeyler duymak istemiyorum. Bu arada şu an 19 yaşındayım ve hiç psikolojik tedavi görmedim, bunu 18 yaşıma kadar kimseye anlatamadım.

          Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum, herkese iyilik yapmaya, hayattan sürekli zevk almaya, her zaman gülümsemeye çalışıyorum. Psikolojik durumumun çok iyi olmadığını düşünüyorum ama bunu kendi kendime aşmaya çalışıyorum ve sanırım şu zamana kadar başardım. Başkalarının iğrençlikleri bizleri yıldırmamalı. :')

          9 Ağustos 2014 Cumartesi

          Psikolojik ve Psikiyatrik Tedavi Gören Cinsel İstismardan Hayatta Kalanlar İçin Çağrı

          Bu çağrı, uzun zamandır cinsel istismar ve ruh sağlığı uzmanlığı alanında bu sorunun ele alınması üzerine kafa patlatan bir kişi tarafından 27 Temmuz 2014 tarihinde Radikal’de yayımlanan Dr. Alper Hasanoğlu’nun “Borderline kadın…” adlı yazısının bardağı taşıran son damla olduğu düşünülerek kaleme alınmıştır.

          Bu yazı, ruh sağlığı alanının cinsel istismara uğrayan kişiler söz konusu olduğunda Türkiye’nin ne kadar tehlikeli sularda yüzdüğünü ortaya koyuyor. Dr. Hasanoğlu, yazısında borderline rahatsızlığı otoritesine dayanarak ve argümanına hiçbir kaynak göstermeden “kadınlarda daha yaygın olmasına” bağladıktan sonra “sağlıklı” erkekleri borderline bozukluğa sahip kadınları “keşfetmeye” ama kendileriyle “ciddi düşünmemeye” davet ediyor. Bu noktada, pişkince “Kimse kimseyi istismar etsin denmedi ki, bunun cinsel istismarla ne alakası var” diye sorulabilir? Bu soru, sorunu çarpıtmaktan başka işe yaramayacaktır, çünkü sorun cinsel istismara uğrama potansiyeli kadar cinsel istismara uğramış olmakla alakalıdır, kaldı ki danışanını arzu nesnesi olarak tasarlayıp kamuya açmak da kendi içinde bir cinsel istismardır. Cinsel istismarın, duygudurumu bozukluklarının çoğunda harekete geçirici bir rolü olduğu yadsınamaz. Bu yazı, çoğunluğunun cinsel istismarla bağlantılı travmalarını kendi içinde çözme gücünü kendinde bulamadığı için bir noktada kendini hayata daha sağlıklı biçimde adapte etmek üzere bir ruh sağlığı uzmanına başvuran kadının uzmanın gözünden nasıl göründüğünü ve yazarın yazısına gelen tepkilere gevrek gevrek “şakaydı canım” gibi bir cevap verebildiği düşünülürse, bu bakış açısına sahip bir uzmanı ruh sağlığı alanında denetleyecek bir üst yapının olmadığını, bu eril, heteroseksist, cinsiyetçi bakış açısının uzmanlar arasında serbestçe yüzdüğünü de ne yazık ki gösteriyor.

          7 Nisan 2014 Pazartesi

          Zor Yazılar Serisi: Taciz

          Ulaş

          Sanırım 2005 yılıydı. Evet havalar da sıcaktı, mayıs ayıydı. O zaman okuldaki tiyatro çalışmalarına gidiyordum. Üniversitede ikinci öğretime gidiyordum. Okula başlayana kadar akşamları evden dışarı çıkmıyordum. Saat altı, akşam dışarda kalmak için son limitti. Okul başladıktan sonra uzunca bir süre eve tek başıma dönmeye alışamamıştım. Akşam sekiz dokuz bile bana çok geç geliyordu. Otobüs okulun içinden kalksa bile mahalleye geldiğimizde eve giden yolda tedirgin oluyordum. Bazı zamanlar koştuğumu hatırlıyorum.

          O yıl ise daha rahattım ama gene de tedirgin oluyordum. Çok geç kalmamak için dokuz arabasına yetiştim. Dokuz buçukta indim otobüsten. Sokakta kimse yoktu. Çalıştırılmaya çalışılan bir araba sesi duydum. Tekrar tekrar deniyordu ama araba en son boğuldu. Ben de gayet hızlı devam ettim. Sonra arabadan biri indi ve rugan ayakkabının asfaltta çarpan sesiydi duyduğum. Hızlı hızlı yürümeye başladı.

          4 Nisan 2014 Cuma

          Çocuğun Cinsel İstismarı: Büyükler Ne Yapabilir?

          Yazan ve Çizen: Zeynep

          Çocukları cinsel tacize uğramaktan korumak konusunda duyduklarımı bildiklerimi, aklıma gelenleri bir önceki yazıda yazmıştım. Burada da, böyle bir şey olursa nasıl davranmak gerekir konusunda hissettiklerimi, tanıklıklarımı, öğrendiklerimi yazacağım. Bizim çocuğumuz dâhil, oğlan çocukları dâhil, eğitimli ve zengin ailelerin çocukları dâhil bütün çocukların tacize uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak önemli (engelli çocuklar, özellikle zihinsel engeli olanlar daha çok risk altında). Paranoyak olmayalım ama bu ihtimali yok saymamak çocukları korumanın ilk adımı. O ihtimal gerçekleşirse, sizin yok saymamanız yine çocuğun en büyük destekçisi olacak.

          Cinsel tacize ve tecavüze uğrayan kimi çocuklar bunu anlamayacak, anlatamayacak kadar küçük (araştırmalarda çalışırken, 1 yaşında bir kız bebeğe, 1,5 yaşında bir oğlan bebeğe tecavüz edildiğini duymuştum, bu konularda çalışan uzmanlardan). Doktorların ve adli tıpçıların “somut” ifadesiyle “fiziksel bulgular”dan anlaşılıyor küçük çocukların yaşadıkları; kan gelmesinden, yaralanmalarından… Veya “ne oluyor bu çocuğa” diyorsunuz; birden içine kapanıyor, altını ıslatmaya başlıyor, erkekleri görünce ağlıyor, kaçıyor… Cinsellik hakkında, yaşıtlarının bildiğinden daha fazla, daha farklı şeyler bildiğini anlıyorsunuz… Acıtıcı bir saflığı var çocukların: mahallenin birinde görüştüğüm genç bir kız, komşunun kızının yaşadıklarını anlatmıştı. Küçük kız “anne popom acıyor” diyor. Annesi nedenini sorunca “… abi parmağını soktu” diyor. Anne dehşetle kızına iki elinin parmaklarını gösteriyor, “hangi parmağını soktu?” “Bunlar değil, başka”.