DİKKAT!

DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.

7 Şubat 2014 Cuma

Çocukları Tacizden Nasıl Koruruz?

Ali için.*
Yazan ve Çizen: Zeynep

Uzmanı değilim. Bu yazıyı sıradan bir kadın ve anne olarak yazıyorum. Ama bu konularda çalışan uzmanlarla görüşmüşlüğüm var, çünkü kadına yönelik şiddet, namus algısı, çocuk istismarı gibi konulardaki sosyal araştırmalarda, sahada, görüşmeci olarak çalıştım.

Çocuk istismarı ve çocuğun cinsel istismarı, ilk anda düşündüğümüzden, düşünmeye dayanabileceğimizden çok daha yaygın. Çocuk bedenlerinden ve/veya karşılıklı arzuya dayanmayan cinsel ilişkilerden haz alan insanlar her yerde var ve her zaman olacak. Bu insanların çok büyük bölümü erkek, ama kadınlar da var aralarında. Hem kız hem erkek çocuklar tacize uğruyorlar. Türkiye’de de, dünyada da, hayvanlara tecavüz etmek gayet yaygın ve bunu yapanlar insanlara da aynını yapıyor.

Çocukları cinsel tacizden, tecavüzden, istismardan korumak istiyorsak önce bunları kabul ederek başlamak lazım. Uzunçorap’ta yayınlanan bir söyleşide Levent Kayaalp, iyi anne-baba olmak istiyorsanız rehberiniz kendi çocukluğunuz olsun diyordu. Aynen katılıyorum. Birçoğumuz cinsel istismar “mağduru” olmadığımızı düşünüyoruz ama çoğumuzun başından geçti bunlar. Unutmak istiyoruz. Bu şiddeti en ağır şekilde yaşamadıysak, gündelik zihnimizin çok uzağında tutabiliyoruz cinsel taciz konusunu. Ve anılarımızı. Ben bunları, namus cinayetleriyle ilgili bir saha araştırmasında çalışırken hatırladım, hepsi hortladılar. Pek ağır bir hikâye değil, okumaya devam edebilirsiniz:

6 Ocak 2014 Pazartesi

Zor yazılar serisinin ilki: Tecavüz


Geçen yıl kasım ayında bu yazının başını Ali'ye göndermiştim ve şubat ayında bana şu cevabıyla beraber yazıyı hatırlatmıştı. "Belki yakın zamanda bu yazıyı da tamamlarsın" Bu meseleyi en çok Ali'yle konuşurduk. Yazmanın, ifade etmenin ne kadar zor olduğunu ama zor olduğu kadar da önemli ve gerekli olduğunda hemfikirdik. Hayattayım blogunu da zaten bu amaçla açmıştı. Hayatta kalanların ortak paylaşımları için, dayanışma ve güçlenme için. Benim de peşinden koşacağım açtığım bir dava yok ne yazık ki. Ama teşhir etmenin ve kişinin kendini hazır hissettiğinde yazmasının başka insanlara da destek olacağına inanıyorum. Ben de hayatta kalan biriyim ve hepimizin hikayesi gibi bu da kıymetli. Ali'yle konuştuğumuz yazıyı bitirdim. Paylaşırken hala endişe etsem de artık zamanı geldi diyorum. 

Bu yazı http://cinsel-istismardan-hayatta-kaldim.blogspot.com/ için hazırlanmıştır. 

.......................

Ben... 2011 Mayıs ayının başında ya da sonunda. Tam tarihini hatırlamıyorum. Karıştırıyorum. Ankara’da. Çok yakınımda olan heteroseksüel natrans bir adam tarafından tecavüze uğradım.

Yeniden merhaba!

Uzun bir ara oldu.

Acıları dönüştürmek bazen aylar, bazen yıllar alıyor.
Bu ayrılığın nedenini bilenleriniz var, bilmeyenler için söyleyelim.
Hayattayım blogunun kurucusu olan Ali yani Aligül, yol arkadaşımız, canımız, 26 Eylül 2013 günü maalesef kanserle mücadele ettiği 1 yılın sonunda aramızdan ayrıldı. Bu ayrılığın acısını içimizden atmamız, halleşmemiz hiç kolay olmasa da, biliyoruz ki Ali'yi heyecanlandıran, güçlendiren, dolu dolu gülmesini sağlayan şeylerden biriydi bu blog.

Her ne kadar zor olsa da, kendi yaşadığı cinsel istismar ve şiddeti tüm açıklığıyla yazmaktan çekinmedi Ali, her konuda yüzleşmeyi çok önemsedi. Bu blog, hem kendisine, hem de yaşadığı cinsel istismar ve cinsel şiddetle mücadele eden, edemeyen, kimseyle konuşamayan, kendini suçlayan bir çok insan için şifa niyetineydi. Kendi hikayeleri ve çevirileriyle renklendirdi, çeşitlendirdi, kendine yardım etmekle kalmadı, dokunabildiği herkese enerjisini ulaştırdı.
 
Öyleyse yeniden merhaba,
Ali'nin direnişinden, aldığımız güçle artık daha iyi biliyoruz ki, birbirimize güç vermek için, her zaman fiziken hayatta olmak gerekmiyor, bir şeyler filizlendiği yerden büyümeye devam ediyorsa orada yaşam var demektir.
Herbirimiz için "hayattayım" demek, yaşamı kucaklamak demek. "ben de varım" demek, hayatlarımızın, bizi baskılayan koşullara direniş olması demek.
Öyleyse "hayattayım".
Hayatta olmaya devam edeceğiz inatla.
Siz de kendi hikayelerinizi yazarak, çizerek, veya çeviri yaparak bu blogun yaşamasına destek olmak isterseniz bize yazın.
hayattayim.blog@gmail.com

28 Mart 2013 Perşembe

Kendime yardım listesi

Aligül

Geri dönüş (flashback) yaşadığım zamanlarda kendime iyi gelecek her şeyi yapmaya çalıştım. Aşağıda bunların bir listesi var. Kronolojik değil, aklıma geldiği şekilde sıraladım. İçlerinden bazılarını sonraki –göğüs ameliyatına karar vermek-  gibi zor durumlarda da kullandım. İçlerinde belki size de uyan birkaç tane olabilir. Buyurun bir göz atın.

25 Mart 2013 Pazartesi

Kısasa Kısas

Aligül

2011 sonbaharında,  ergenlikte yaşadığım cinsel istismarı hatırlatan, yüzleştiren geri dönüşle ilgili pek bir şey yazmamışım. Bırak yazmayı, o günleri tekrar hatırlamaya bile pek cesaretim olmadı. Nasıl başladı pek bilemiyorum. Cinsel arzu duyduğum bir arkadaşımın bazı jestleri, giyim tarzı bir yerden tanıdık gelmeye başladı. Arkasından da bir isim ve o isme ait resim geliyordu. Bir süre buna anlam veremedim. Ne zaman ki yetişkin bir erkeğin çocukken yaşadığı cinsel istismarla ilgili bir çeviri yaparken “beş yaşından sonra annem beni vücuduyla tanıştırdı” cümlesine rastladım,  isim ve ona ait resmi neden gördüğümün bağlantısını kurdum. Ergenliğin başında, kuzenim Yasemin’le aramda geçenlerin adını koyuvermiştim.

14 Mart 2013 Perşembe

Yüzleşmeler

Yüzleşmede, çocukken sizi incitmiş kişilerin karşısına, bir yetişkin olarak çıkıp yüz yüze gelirsiniz. Yaşadığınız şeyi cinsel istismar olarak adlandırırsınız, duygularınızı ifade eder ve istismar edenin (kadın/erkek) sizi hangi yönlerden etkilediğini konuşursunuz. Yüzleşmeler, kendi gücünüz ve etkiniz olduğunu öğrendiğiniz için, inanılmaz şekilde güçlendirici olabilir. Doğruyu söyleme özgürlüğünü ve sizi bağlayan sessizliği kırma deneyimini yaşarsınız. Yüzleşmeler, size geçmişiniz hakkında bilgi alma olanağı sağlarken, bugünün çocuklarını korur. Şifa bulmanızda destek sağlar ve kendinize zarar veren ilişkilere bağladığınız suni umutlardan vazgeçmenizi sağlar. 

1 Mart 2013 Cuma

Rıza İnşası – Bu Tecavüz mü?

Ben Atherton-Zeman  / Ağustos 2006
Çev: Pelin Öztürk 

Partnerinizin seks yapmayı kabul ettiğini nasıl anlarsınız? Sorar mısınız veya hiç cevap vermezse kabul ettiğini mi varsayarsınız? Vücut dilini takip eder misiniz? Kabul etmiyor gibi görünürse “onu rahatlatmaya” çalışır mısınız? Rıza beklemektense belki de rızayı kendiniz “inşa ediyorsunuz”.
Üniversitede öğrenciyken, öncelikli hedefim “ilişki kurmaktı”. Kendimi hiçbir zaman “kötü çocuk” olarak görmedim, elbette bir tecavüzcü olarak da. Ancak geçmişe bakınca, bazı davranışlarımdan utanıyorum. Bu yazıyı bir bakıma diğer genç erkekleri uyarmak için yazıyorum – benim yaptıklarımı yapmayın! 

25 Şubat 2013 Pazartesi

İlk deneyim - "cinsellik mi?"

Sena
Bu yazı bir başlangıç, içimden bir nebze çıkması için yaşadıklarımın.
 
Bundan 14 yıl önce, 18 yaşındayken, bir erkekle bir yıldır süren bir ilişkim vardı. Henüz mastürbasyon da dahil, cinsellikle tanışmamıştım, bedenime dokunmamıştım o zamanlar. Erkek arkadaşıma karşı da cinsel arzu hissetmiyordum. Bazen birlikte yatıyorduk, bana dokunmasını ve onunla öpüşmeyi seviyordum. Üstümü çıkarıyordum fakat altımı çıkarmak istemiyordum. O da vajinama dokunma konusunda ısrarcı olmamıştı.