Eksik kalan yanımı tamamladınız sanki.
Benim yaşadıklarımı kimsenin yaşamasını istemezdim tabi ama inceleyince blogu bir tuhaf oldum, içim acıdı, size sımsıkı sarılmak istedim.
Gitmek beni iyileştirdi, hep gittim ve gitmeye devam ediyorum. Siz kimsiniz bilmiyorum ama gittiğim için kötü hissettim ilk defa kendimi, keske sizi bulsaydım yanınızda olsaydım. Benim için gitmek iyice zorlaştı şimdi ..
Çok uzakta olacak olsam da, hep sizinleyim ben.. Yalnız değiliz hiçbirimiz.
Ne diyeceğimi bilemiyorum, iyi ki var bu blog iyi ki...
- Erkek Bir Hayatta Kalan
DİKKAT!
DİKKAT: Bloga girilmiş çoğu yazı ya çocuklukta yaşanmış cinsel istismar ve tecavüzle ya da ergenlik ve/veya yetişkinlikte yaşanmış tecavüz, cinsel saldırıyla ilgilidir. Bu tür yazıları okurken yaşadığınız olayı/olayları zihninizde tekrar yaşayabilirsiniz. Eski korku ve kaygılarınız yüzeye çıkabilir. Her hangi bir şeyle (ses, görüntü, koku, dokunma, tat) olayla, olaylarla ilgili anılarınız tetiklenebilir, geriye dönüşler (flashback) yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda okumayı bırakmanız, ihtiyaç duyduğunuzda, gücünüzü toplayınca tekrar okmanız iyi olabilir.
26 Eylül 2014 Cuma
23 Eylül 2014 Salı
"Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum"
Ben asker çocuğuyum ve 9 yaşıma kadar babam hep doğuda görev yaptı. Benim dışımda 3 kız kardeşim var ve annem de çalışıyor. 5-6 yaşlarındayken annem çalıştığı, ablalarım okula, babam da işe gittiği için bana bakabilecek biri yoktu ve doğal olarak bakıcı tutuldu. Bakıcım 17-18 yaşlarında bir kızdı. -bu cümleyi yazabilmek için biraz beklemek zorunda kaldım- bana bakarken onun cinsel tacizine uğradım. Belki pedofili hastasıydı, belki sadece kötü biriydi bilmiyorum ama ben bana dokunuşlarını, öpüşlerini hala hatırlıyorum ve bu her seferinde kendimi öldürme isteğiyle dolmama sebep oluyor. Belki bundan ötürü bilemiyorum ama kız arkadaş edinemiyorum, sevgililerime tam anlamıyla güvenemiyorum, ailem dahil -en yakın arkadaşım hariç- hiç kimseye bir şey anlatamıyorum. Bu anlattıklarımı sadece 4 kişi biliyor ve hiçbiri ailemden değil. Bu kişilerden bir tanesi sevgilimdi ve bu durumu bildiği halde bana 'erkek arkadaşların çok fazla, kendine kız arkadaş edin' baskısı yapıp, beni anti-feminen olmakla suçladı. Bazen aileme anlatmak istiyorum ama "uyduruyorsun bu zamana kadar neden anlatmadın" gibi şeyler duymak istemiyorum. Bu arada şu an 19 yaşındayım ve hiç psikolojik tedavi görmedim, bunu 18 yaşıma kadar kimseye anlatamadım.
Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum, herkese iyilik yapmaya, hayattan sürekli zevk almaya, her zaman gülümsemeye çalışıyorum. Psikolojik durumumun çok iyi olmadığını düşünüyorum ama bunu kendi kendime aşmaya çalışıyorum ve sanırım şu zamana kadar başardım. Başkalarının iğrençlikleri bizleri yıldırmamalı. :')
Dışarıya karşı hep güçlü durmaya çalışıyorum, herkese iyilik yapmaya, hayattan sürekli zevk almaya, her zaman gülümsemeye çalışıyorum. Psikolojik durumumun çok iyi olmadığını düşünüyorum ama bunu kendi kendime aşmaya çalışıyorum ve sanırım şu zamana kadar başardım. Başkalarının iğrençlikleri bizleri yıldırmamalı. :')
9 Ağustos 2014 Cumartesi
Psikolojik ve Psikiyatrik Tedavi Gören Cinsel İstismardan Hayatta Kalanlar İçin Çağrı
Bu çağrı, uzun zamandır cinsel istismar ve ruh sağlığı uzmanlığı alanında bu sorunun ele alınması üzerine kafa patlatan bir kişi tarafından 27 Temmuz 2014 tarihinde Radikal’de yayımlanan Dr. Alper Hasanoğlu’nun “Borderline kadın…” adlı yazısının bardağı taşıran son damla olduğu düşünülerek kaleme alınmıştır.
Bu yazı, ruh sağlığı alanının cinsel istismara uğrayan kişiler söz konusu olduğunda Türkiye’nin ne kadar tehlikeli sularda yüzdüğünü ortaya koyuyor. Dr. Hasanoğlu, yazısında borderline rahatsızlığı otoritesine dayanarak ve argümanına hiçbir kaynak göstermeden “kadınlarda daha yaygın olmasına” bağladıktan sonra “sağlıklı” erkekleri borderline bozukluğa sahip kadınları “keşfetmeye” ama kendileriyle “ciddi düşünmemeye” davet ediyor. Bu noktada, pişkince “Kimse kimseyi istismar etsin denmedi ki, bunun cinsel istismarla ne alakası var” diye sorulabilir? Bu soru, sorunu çarpıtmaktan başka işe yaramayacaktır, çünkü sorun cinsel istismara uğrama potansiyeli kadar cinsel istismara uğramış olmakla alakalıdır, kaldı ki danışanını arzu nesnesi olarak tasarlayıp kamuya açmak da kendi içinde bir cinsel istismardır. Cinsel istismarın, duygudurumu bozukluklarının çoğunda harekete geçirici bir rolü olduğu yadsınamaz. Bu yazı, çoğunluğunun cinsel istismarla bağlantılı travmalarını kendi içinde çözme gücünü kendinde bulamadığı için bir noktada kendini hayata daha sağlıklı biçimde adapte etmek üzere bir ruh sağlığı uzmanına başvuran kadının uzmanın gözünden nasıl göründüğünü ve yazarın yazısına gelen tepkilere gevrek gevrek “şakaydı canım” gibi bir cevap verebildiği düşünülürse, bu bakış açısına sahip bir uzmanı ruh sağlığı alanında denetleyecek bir üst yapının olmadığını, bu eril, heteroseksist, cinsiyetçi bakış açısının uzmanlar arasında serbestçe yüzdüğünü de ne yazık ki gösteriyor.
Bu yazı, ruh sağlığı alanının cinsel istismara uğrayan kişiler söz konusu olduğunda Türkiye’nin ne kadar tehlikeli sularda yüzdüğünü ortaya koyuyor. Dr. Hasanoğlu, yazısında borderline rahatsızlığı otoritesine dayanarak ve argümanına hiçbir kaynak göstermeden “kadınlarda daha yaygın olmasına” bağladıktan sonra “sağlıklı” erkekleri borderline bozukluğa sahip kadınları “keşfetmeye” ama kendileriyle “ciddi düşünmemeye” davet ediyor. Bu noktada, pişkince “Kimse kimseyi istismar etsin denmedi ki, bunun cinsel istismarla ne alakası var” diye sorulabilir? Bu soru, sorunu çarpıtmaktan başka işe yaramayacaktır, çünkü sorun cinsel istismara uğrama potansiyeli kadar cinsel istismara uğramış olmakla alakalıdır, kaldı ki danışanını arzu nesnesi olarak tasarlayıp kamuya açmak da kendi içinde bir cinsel istismardır. Cinsel istismarın, duygudurumu bozukluklarının çoğunda harekete geçirici bir rolü olduğu yadsınamaz. Bu yazı, çoğunluğunun cinsel istismarla bağlantılı travmalarını kendi içinde çözme gücünü kendinde bulamadığı için bir noktada kendini hayata daha sağlıklı biçimde adapte etmek üzere bir ruh sağlığı uzmanına başvuran kadının uzmanın gözünden nasıl göründüğünü ve yazarın yazısına gelen tepkilere gevrek gevrek “şakaydı canım” gibi bir cevap verebildiği düşünülürse, bu bakış açısına sahip bir uzmanı ruh sağlığı alanında denetleyecek bir üst yapının olmadığını, bu eril, heteroseksist, cinsiyetçi bakış açısının uzmanlar arasında serbestçe yüzdüğünü de ne yazık ki gösteriyor.
Etiketler:
cinsel istismar,
cinsel saldırı,
cinsel şiddet,
cinsel taciz,
iyileşmek,
kendine yardım,
psikiyatrik tedavi,
psikolog,
psikoloji,
psikolojik tedavi,
şifa bulmak,
tecavüz,
terapi,
terapist,
zehri akıtıyorum
7 Nisan 2014 Pazartesi
Zor Yazılar Serisi: Taciz
Ulaş
O yıl ise daha rahattım ama gene de tedirgin oluyordum. Çok geç kalmamak için dokuz arabasına yetiştim. Dokuz buçukta indim otobüsten. Sokakta kimse yoktu. Çalıştırılmaya çalışılan bir araba sesi duydum. Tekrar tekrar deniyordu ama araba en son boğuldu. Ben de gayet hızlı devam ettim. Sonra arabadan biri indi ve rugan ayakkabının asfaltta çarpan sesiydi duyduğum. Hızlı hızlı yürümeye başladı.
Etiketler:
cinsel saldırı,
cinsel şiddet,
cinsel taciz,
dayanışma,
endişe,
flashback,
geri dönüşler,
gücü kendinden yazılar,
güven,
kendine yardım,
korku,
şifa bulmak,
yabancı
4 Nisan 2014 Cuma
Çocuğun Cinsel İstismarı: Büyükler Ne Yapabilir?
Yazan ve Çizen: Zeynep
Çocukları cinsel tacize uğramaktan korumak konusunda duyduklarımı bildiklerimi, aklıma gelenleri bir önceki yazıda yazmıştım. Burada da, böyle bir şey olursa nasıl davranmak gerekir konusunda hissettiklerimi, tanıklıklarımı, öğrendiklerimi yazacağım. Bizim çocuğumuz dâhil, oğlan çocukları dâhil, eğitimli ve zengin ailelerin çocukları dâhil bütün çocukların tacize uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak önemli (engelli çocuklar, özellikle zihinsel engeli olanlar daha çok risk altında). Paranoyak olmayalım ama bu ihtimali yok saymamak çocukları korumanın ilk adımı. O ihtimal gerçekleşirse, sizin yok saymamanız yine çocuğun en büyük destekçisi olacak.
Cinsel tacize ve tecavüze uğrayan kimi çocuklar bunu anlamayacak, anlatamayacak kadar küçük (araştırmalarda çalışırken, 1 yaşında bir kız bebeğe, 1,5 yaşında bir oğlan bebeğe tecavüz edildiğini duymuştum, bu konularda çalışan uzmanlardan). Doktorların ve adli tıpçıların “somut” ifadesiyle “fiziksel bulgular”dan anlaşılıyor küçük çocukların yaşadıkları; kan gelmesinden, yaralanmalarından… Veya “ne oluyor bu çocuğa” diyorsunuz; birden içine kapanıyor, altını ıslatmaya başlıyor, erkekleri görünce ağlıyor, kaçıyor… Cinsellik hakkında, yaşıtlarının bildiğinden daha fazla, daha farklı şeyler bildiğini anlıyorsunuz… Acıtıcı bir saflığı var çocukların: mahallenin birinde görüştüğüm genç bir kız, komşunun kızının yaşadıklarını anlatmıştı. Küçük kız “anne popom acıyor” diyor. Annesi nedenini sorunca “… abi parmağını soktu” diyor. Anne dehşetle kızına iki elinin parmaklarını gösteriyor, “hangi parmağını soktu?” “Bunlar değil, başka”.
Çocukları cinsel tacize uğramaktan korumak konusunda duyduklarımı bildiklerimi, aklıma gelenleri bir önceki yazıda yazmıştım. Burada da, böyle bir şey olursa nasıl davranmak gerekir konusunda hissettiklerimi, tanıklıklarımı, öğrendiklerimi yazacağım. Bizim çocuğumuz dâhil, oğlan çocukları dâhil, eğitimli ve zengin ailelerin çocukları dâhil bütün çocukların tacize uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak önemli (engelli çocuklar, özellikle zihinsel engeli olanlar daha çok risk altında). Paranoyak olmayalım ama bu ihtimali yok saymamak çocukları korumanın ilk adımı. O ihtimal gerçekleşirse, sizin yok saymamanız yine çocuğun en büyük destekçisi olacak.
Cinsel tacize ve tecavüze uğrayan kimi çocuklar bunu anlamayacak, anlatamayacak kadar küçük (araştırmalarda çalışırken, 1 yaşında bir kız bebeğe, 1,5 yaşında bir oğlan bebeğe tecavüz edildiğini duymuştum, bu konularda çalışan uzmanlardan). Doktorların ve adli tıpçıların “somut” ifadesiyle “fiziksel bulgular”dan anlaşılıyor küçük çocukların yaşadıkları; kan gelmesinden, yaralanmalarından… Veya “ne oluyor bu çocuğa” diyorsunuz; birden içine kapanıyor, altını ıslatmaya başlıyor, erkekleri görünce ağlıyor, kaçıyor… Cinsellik hakkında, yaşıtlarının bildiğinden daha fazla, daha farklı şeyler bildiğini anlıyorsunuz… Acıtıcı bir saflığı var çocukların: mahallenin birinde görüştüğüm genç bir kız, komşunun kızının yaşadıklarını anlatmıştı. Küçük kız “anne popom acıyor” diyor. Annesi nedenini sorunca “… abi parmağını soktu” diyor. Anne dehşetle kızına iki elinin parmaklarını gösteriyor, “hangi parmağını soktu?” “Bunlar değil, başka”.
1 Nisan 2014 Salı
Zor Yazılar Serisi: Yüzleşme
Ulaş
Bu sene tecavüz yazısını yazdıktan bir süre sonra, bir etkinlik vesilesiyle kalabalık bir şekilde Ankara’ya gittik. Ocak ayıydı sanırım. Gitmeden önceki günlerde çok kötü rüyalar görüyordum yine. Baya kötüydüm. Hem kafamda çok dönüyordu, hem de kendime zarar vermeye başlamıştım. Oraya giderken karşısına çıkıp konuşma gibi bir şey düşünmüyordum. Ayrıca o kadar zaman yaptığım yüzleşme planlarının arasında, yüz yüze gelmek gibi bir ihtimal de yoktu. Yani bire bir oturup yüz yüze konuşmayı hiç düşünmemiştim.
Bu sene tecavüz yazısını yazdıktan bir süre sonra, bir etkinlik vesilesiyle kalabalık bir şekilde Ankara’ya gittik. Ocak ayıydı sanırım. Gitmeden önceki günlerde çok kötü rüyalar görüyordum yine. Baya kötüydüm. Hem kafamda çok dönüyordu, hem de kendime zarar vermeye başlamıştım. Oraya giderken karşısına çıkıp konuşma gibi bir şey düşünmüyordum. Ayrıca o kadar zaman yaptığım yüzleşme planlarının arasında, yüz yüze gelmek gibi bir ihtimal de yoktu. Yani bire bir oturup yüz yüze konuşmayı hiç düşünmemiştim.
Ankara’ya kalabalık gittiğimizi özellikle yazdım. Ev arkadaşlarım da vardı ve yakın olduğum, güvendiğim başka arkadaşlar da vardı. Etkinlik günü Ankara’da o kişiyle de ortak eski arkadaşlarımla görüştüm. Ve onlarla konuşurken bir anda "yüz yüze konuşsam mı acaba?" diye düşündüm. Bu arada ortak arkadaşlarımızın hiç biri bu meseleyi bilmiyor. Onlardan numarasını aldım. En azından sesini duyarım, tavrını yoklarım diye düşündüm.
Sonra aradım. Çok şaşırdı, çok da sevindi. "Bu senin numaran mı?" dedi, "hayır" dedim. "Ben Ankara’dayım, seninle görüşmek istiyorum" dedim. Çok sevindi. "Kalacak yerin var mı?" diye de sordu. İş çıkış saatini söyledi. Konur'da bir kafede buluşmak üzere kapattık.
Etiketler:
cinsel şiddet,
dayanışma,
flört tecavüzü,
gücü kendinden yazılar,
güçlendirme,
kendine yardım,
korku,
partner,
rıza,
sevgili-eş tecavüzü,
şifa bulmak,
tecavüz,
trans erkek,
yüzleşme
7 Şubat 2014 Cuma
Çocukları Tacizden Nasıl Koruruz?
Ali için.*
Yazan ve Çizen: Zeynep
Uzmanı değilim. Bu yazıyı sıradan bir kadın ve anne olarak yazıyorum. Ama bu konularda çalışan uzmanlarla görüşmüşlüğüm var, çünkü kadına yönelik şiddet, namus algısı, çocuk istismarı gibi konulardaki sosyal araştırmalarda, sahada, görüşmeci olarak çalıştım.
Çocuk istismarı ve çocuğun cinsel istismarı, ilk anda düşündüğümüzden, düşünmeye dayanabileceğimizden çok daha yaygın. Çocuk bedenlerinden ve/veya karşılıklı arzuya dayanmayan cinsel ilişkilerden haz alan insanlar her yerde var ve her zaman olacak. Bu insanların çok büyük bölümü erkek, ama kadınlar da var aralarında. Hem kız hem erkek çocuklar tacize uğruyorlar. Türkiye’de de, dünyada da, hayvanlara tecavüz etmek gayet yaygın ve bunu yapanlar insanlara da aynını yapıyor.
Yazan ve Çizen: Zeynep
Uzmanı değilim. Bu yazıyı sıradan bir kadın ve anne olarak yazıyorum. Ama bu konularda çalışan uzmanlarla görüşmüşlüğüm var, çünkü kadına yönelik şiddet, namus algısı, çocuk istismarı gibi konulardaki sosyal araştırmalarda, sahada, görüşmeci olarak çalıştım.
Çocuk istismarı ve çocuğun cinsel istismarı, ilk anda düşündüğümüzden, düşünmeye dayanabileceğimizden çok daha yaygın. Çocuk bedenlerinden ve/veya karşılıklı arzuya dayanmayan cinsel ilişkilerden haz alan insanlar her yerde var ve her zaman olacak. Bu insanların çok büyük bölümü erkek, ama kadınlar da var aralarında. Hem kız hem erkek çocuklar tacize uğruyorlar. Türkiye’de de, dünyada da, hayvanlara tecavüz etmek gayet yaygın ve bunu yapanlar insanlara da aynını yapıyor.
Çocukları cinsel tacizden, tecavüzden, istismardan korumak istiyorsak önce bunları kabul ederek başlamak lazım. Uzunçorap’ta yayınlanan bir söyleşide Levent Kayaalp, iyi anne-baba olmak istiyorsanız rehberiniz kendi çocukluğunuz olsun diyordu. Aynen katılıyorum. Birçoğumuz cinsel istismar “mağduru” olmadığımızı düşünüyoruz ama çoğumuzun başından geçti bunlar. Unutmak istiyoruz. Bu şiddeti en ağır şekilde yaşamadıysak, gündelik zihnimizin çok uzağında tutabiliyoruz cinsel taciz konusunu. Ve anılarımızı. Ben bunları, namus cinayetleriyle ilgili bir saha araştırmasında çalışırken hatırladım, hepsi hortladılar. Pek ağır bir hikâye değil, okumaya devam edebilirsiniz:
6 Ocak 2014 Pazartesi
Zor yazılar serisinin ilki: Tecavüz
Geçen yıl kasım ayında bu yazının başını
Ali'ye göndermiştim ve şubat ayında bana şu cevabıyla beraber yazıyı
hatırlatmıştı. "Belki yakın zamanda bu yazıyı da tamamlarsın" Bu
meseleyi en çok Ali'yle konuşurduk. Yazmanın, ifade etmenin ne kadar zor
olduğunu ama zor olduğu kadar da önemli ve gerekli olduğunda hemfikirdik.
Hayattayım blogunu da zaten bu amaçla açmıştı. Hayatta kalanların ortak
paylaşımları için, dayanışma ve güçlenme için. Benim de peşinden koşacağım
açtığım bir dava yok ne yazık ki. Ama teşhir etmenin ve kişinin kendini hazır
hissettiğinde yazmasının başka insanlara da destek olacağına inanıyorum. Ben de
hayatta kalan biriyim ve hepimizin hikayesi gibi bu da kıymetli. Ali'yle
konuştuğumuz yazıyı bitirdim. Paylaşırken hala endişe etsem de artık zamanı
geldi diyorum.
Bu yazı http://cinsel-istismardan-hayatta-kaldim.blogspot.com/ için hazırlanmıştır.
.......................
Ben...
2011 Mayıs ayının başında ya da sonunda. Tam tarihini hatırlamıyorum.
Karıştırıyorum. Ankara’da. Çok yakınımda olan heteroseksüel natrans bir adam
tarafından tecavüze uğradım.
Etiketler:
cinsel saldırı,
cinsel şiddet,
flört tecavüzü,
gücü kendinden yazılar,
iyileşmek,
kendine yardım,
korkmak,
sevgili-eş tecavüzü,
tecavüz,
trans erkek,
transseksüel,
yüzleşme,
zehri akıtıyorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

